Ana Sayfa | Haberler  | BOĞAZİÇİ’NİN TALİHSİZ YALILARI
BOĞAZİÇİ’NİN TALİHSİZ YALILARI

BU YALILARIN ÜZERİNDEN KARA BULUTLAR GİTMİYOR

Bugün olduğu gibi Osmanlı döneminde de Boğaziçi yalılarında oturmak büyük bir prestij işiydi. İmparatorluğun güç ve makam sahipleri bu gösterişli yalılarda yaşardı. Ancak en tepedeki bu insanların düşüşleri de hep en hazin şekilde oldu. Onlarca ailenin yaşadığı felaketler, iflaslar, intiharlar, cinayetler, idamlar ve sürgünler belleklere kazındı. Bu nedenle yüzlerce yıl boyunca Boğaziçi yalılarının uğursuz hatta lanetli olduğuna dair söylentiler tekrarlanıp durdu. Söylentilerden çekinip yalılardan uzak duran pek çok kişi oldu. Felaket hikayeleri ne kadar doğru elbette bilinmez ancak sahiplerine gün yüzü göstermeyen kimi yalılar bu yazıya konu olmaktan kendini yine de kurtaramadı.

Baltalimanı Sarayı

Boğaz’da sahiplerine kötü şans getiren yalılar söz konusu olduğunda akla ilk gelen mekan şüphesiz Baltalimanı Sarayı’dır. Burası daha önce Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın yalısıydı. Mustafa Reşid Paşa’nın oğlu Ali Galip Paşa’nın Sultan Abdülmecid’in kızı Fatma Sultan ile evlenmesine karar verildiğinde yalı Osmanlı Sarayı tarafından satın alınarak yeni evlenen Sultan’a hediye edildi. Kırım Savaşı’na rastlayan Fatma Sultan ile Ali Galip Paşa’nın günlerce devam eden görkemli düğünleri bu sarayda yapıldı. Baltalimanı Sarayı, devrinde Boğaziçi’nin en zevkli ve gösterişli sarayı olarak kabul ediliyordu. (Kırım Savaşı sırasında Fransa İmparatoru Üçüncü Napolyon ile İmparatoriçe Eugenie’nin İstanbul’a gelmeleri söz konusu olduğunda imparatorun saray nazırı ve tercümanı Boğaz’daki tüm sarayları gezdikten sonra imparatorun Baltalimanı Sarayı’nda kalmasının en uygunu olduğuna karar vermişti. Bunun üzerine saray, Mimar Garabed Balyan tarafından genişletilmiş ve ek binalar inşa edilmişti.) Fakat Fatma Sultan’ın bu görkemli saraydaki, gözde evliliği fazla uzun ömürlü olmadı. Fatma Sultan’ın eşi Ali Galip Paşa, 8 Kasım 1858 gecesi Sarıyer’de verilen bir davetten kayığıyla Baltalimanı’ndaki sarayına dönerken bir İngiliz şilebinin çarpması sonucunda kayboldu. Ali Galip Paşa’nın cesedi haftalar sonra Beykoz açıklarında bir balıkçı tarafından bulundu, Fatma Sultan ise on dokuz yaşında dul kalmış oldu. Fakat Fatma Sultan’ın talihsizliği bununla sınırlı kalmadı. Fatma Sultan ikinci evliliğini o sırada yıldızı çok parlak olan bir isimle, Nuri Paşa ile yaptı. Sultan bu evlilikten iki çocuk dünyaya getirdi fakat her ikisi de genç yaşlarında vefat ettiler. Nuri Paşa ise Sultan Abdülaziz suikastına karıştığı gerekçesi ile Sultan Abdülhamid’in kurdurduğu Yıldız Mahkemesi’nce mahkum edildi ve Taif’e sürgüne gönderildi. Nuri Paşa, bu sürgünden bir daha dönemediği gibi Taif’te akıl sağlığını da tamamıyla kaybetti. Bunun üzerine kardeşi Sultan Abdülhamid’in aleyhine dönen Fatma Sultan, diğer kardeşi Sultan Murad’ın tahta geri dönmesi için çeşitli girişimlerde bulundu. Sultan Abdülhamid bu durumdan haberdar olunca ablasının Baltalimanı Sarayı’ndan çıkmasını yasakladı ve Fatma Sultan 1884 yılında, henüz kırk dört yaşında iken bu sarayda vefat etti. Fatma Sultan’ın vefatının ardından Sultan Abdülhamid’in diğer bir dul kardeşi Mediha Sultan, bu sarayın kendisine verilmesini istedi. Sultan Abdülhamid de bu isteği kabul etti fakat Mediha Sultan da bu sarayda güzel günler yaşayamadı. Büyük bir aşkla evlendiği Samipaşazade Necip Bey’i hastalıktan kaybeden Sultan, bu yalıda oğlu Sami Bey ile beraber yaşıyordu. 1886 yılında ise Mediha Sultan, Ferit Paşa ile evlendirildi. Tarihe Damat Ferit Paşa olarak geçen ve yanlış politikaları nedeniyle işgal döneminde herkesin hedefi haline gelen Ferit Paşa yüzünden, Mediha Sultan da zor günler yaşadı. 1922 yılında Mediha Sultan ve Damat Ferit Paşa ülkeyi terk etmek zorunda kaldılar ve Avrupa’da çok zor günler yaşadılar. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaysa yalı metruk bir halde bırakıldı. Ocak 1925’te düzenlenen bir müzayedeyle yalıdaki tüm eşyalar satılarak boşaltıldı. Uzun bir dönem boş kaldıktan sonra da Balıkçılık Enstitüsü’ne devredildi ve yanlış kullanımlardan dolayı daha da harap bir hale geldi. Sonrasındaysa bugün de olduğu gibi bir Kemik Hastanesi’ne dönüştürüldü.

Said Halim Paşa Yalısı

Boğaz’ın felaketleriyle meşhur bir başka yapısıysa Yeniköy’deki Said Halim Paşa Yalısı’dır. Sadrazam Said Halim Paşa’ya İtalya ve Almanya tarafından hediye edilen ve yalının rıhtımına yerleştirilen aslan heykellerinden dolayı yalı, Aslanlı Yalı olarak da anılır. Bu yalının yerinde eskiden Düzyan Ailesi’nin görkemli yalısı bulunuyordu. Düzyan Ailesi, kuşaklar boyunca Darphane’nin yönetimini üstlenmişti, dolayısıyla imparatorluğun en zengin ailelerinden bir tanesiydi. Bununla birlikte servetleri ve gösterişli yaşamları nedeniyle İstanbul’un en kıskanılan ve göze batan ailelerinden de bir tanesiydi. 1819 yılında Düzyan Ailesi’nin önde gelen isimleri Darphane’de yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle tutuklandılar. Ailenin dört mensubu Yeniköy’deki bu yalının pencerelerine asıldı ve cesetleri günlerce o şekilde teşhir edildi. Yalı bu kötü şöhretinden dolayı uzun yıllar alıcı bulamayarak metruk kaldı. Daha sonra yalıyı 1863 yılında Vlastro Aristaki satın alarak yıkttırttı ve yerine yeni bir yalı yaptırdı. Fakat talihsizlikler yeni yalıyla birlikte de bitmedi. Aristaki de burada güzel günler yaşayamayınca yalıyı 1876’da Mısırlı Prens Abdülhalim Paşa’ya sattı. Abdülhalim Paşa 1878 yılında ikinci yalıyı da yıktırttı ve yerine Mimar Adamanti’ye bugünkü yapıyı yaptırdı. Fakat Abdülhalim Paşa da burada fazla uzun zaman geçiremedi. Vefatının ardından yalı paşanın dokuz çocuğuna kaldı. 1894 yılında paşanın oğullarından Prens Said Halim Paşa, kardeşlerinin hisselerini satın alarak yalıya tek başına sahip oldu. Fakat Said Halim Paşa da burada uzun zaman kalamadı. Evinde silah ve zararlı yayınlar sakladığı Sultan Abdülhamid’e jurnallenince İstanbul’u terk edip önce Avrupa’ya, sonrasındaysa Mısır’a gitmek zorunda kaldı. 1908’de İstanbul’a geri dönerek tekrar Yeniköy’deki yalısına yerleşen Said Halim Paşa, Birinci Dünya Savaşı gibi imparatorluğun en zor günlerinde Dışişleri Bakanlığı ve Sadrazamlık makamlarında bulundu. Savaşın sona ermesinin ardından savaş suçlusu olarak yargılandı ve 1919 yılında Malta’ya sürgüne gönderildi. 29 Nisan 1921’de serbest bırakıldı fakat bir daha İstanbul’a dönmesine izin verilmedi. Roma’ya yerleşen Said Halim Paşa, 6 Aralık 1921’de Ermeni bir suikastçı tarafından öldürüldü. Said Halim Paşa’dan oğlu Prens Halim’e geçen yalı, 1968’de Turizm Bankası’na satıldı. 1994 yılında Maliye’ye devredildi, 1995 yılındaysa Başbakanlık yazlık konutu olarak hazırlanırken büyük bir yangın geçirdi ve başta Said Halim Paşa’dan kalan tablolar olmak üzere birçok kıymetli eşya bu yangınla yok olup gitti. Yalı 2004 yılından beri düğün, toplantı ve davetlerin verildiği bir mekan olarak İstanbulluların hayatında yer almaya devam ediyor.

***Devamı İstanbul Life Ağustos sayısında!







Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.

DİĞER KONULAR











ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement