Ana Sayfa | Röportaj  | "Oyunculuk her zaman hayalimdi!"
"Oyunculuk her zaman hayalimdi!"
Kış mevsiminde, güneşin bize göz kırptığı bir günde Moda’dayız… Sabahın erken saatleri.  Bir önceki günün set yorgunluğunu üzerinden atmış, enerjisiyle çekime hazır Şükrü Özyıldız. Şimdilerde televizyon ekranında ‘Şeref Meselesi’nde izlediğimiz, aynı zamanda şubat ayında ‘Sevimli Tehlikeli’ şlminin başrollerinden birini üstlenen oyuncu ile kısa bir hazırlık aşamasından sonra semt sokaklarında tura çıkıyoruz. Moda sahili, Pappa Cafe, Cibalikapı Balıkçısı… Sokaklar, mekanlar… Semte aslında hiç de uzak değil Şükrü Özyıldız. Geçtiğimiz yıldan bu yana Moda’nın klasikleşen sahnelerinden Oyun Atölyesi’nde ‘Kim Korkar Hain Kurttan’ oyununda da izliyoruz onu. Peki, İzmir’den bu şehre uzanan hikayesi, oyunculuk yolculuğu ve İstanbul’u? Tüm bu serüveni Şükrü Özyıldız’dan dinledik.

İzmir’de doğdunuz. İzmir’de yaşadınız. İstanbul’da yaşama kararını nasıl verdiniz?
Benim kendimden sıkıldığım bir dönemdi. Ne kadar İzmir çocuğu olsam da, yavaş yavaş İzmir’e sığamamaya, İzmir bana yetmemeye başlamıştı. Aynı zamanda hayatımla ilgili bazı kararlar alacağım bir dönemdi.  Oyunculuk yolculuğum başladığında zaten yolum İstanbul’dan geçecekti. Bunu biliyordum. Daha önce İTÜ’de okudum. İstanbul’a iş için gidiş gelişlerim de oldu. Bir ayağım İstanbul’daydı; fakat bu şehirde yaşamama oyunculuk vesile oldu.

Daha önce eğitim için İstanbul’a geldiğinizde oyunculuk fikri aklınızda var mıydı?
Oyunculuk her zaman hayalimde vardı.

Bu arada bir süre Portekiz’de de kaldınız?
Evet, kısa bir süre… Öğrenci değişim programıydı aslında. Orada kaldığım süreçte başka işler de gerçekleştirdim. Hatta daha sonra da gittim, geldim. Portekiz dönemi benim ufkumu açtı.

Döndüğünüzde neler yaptınız?
Portekiz’e gittiğimde hayallerimi gerçeğe dönüştürmek konusunda daha korkusuzdum. Portekiz, beni değiştiren adımdı.  Döndüğümde Müjdat Gezen Actor Studio’ya gittim. Derken yeni projeler geldi. Oyunculukla ilgili yeni şeyler öğrenmeye başladım. Farklı hocalarla, farklı ekollerle ilgili çalışmalar yaptım. Şimdi de Laçin Ceylan ile çalışıyorum.

İlk sahne aldığınız oyun hangisiydi?
Benim şampiyonlar ligi oyunum, ‘Kim Korkar Hain Kurttan’dı. Benim için tiyatroya büyük bir giriş oldu. Tüm oyunculuk çalışmalarında elbette bir sahne sergiliyorsun; ama bu oyun benim tiyatro kariyerimde başka bir yerde… 

Oyun geçtiğimiz yıldan bu yana çok ilgi görüyor...
Evet, Oyun Atölyesi insana değer veren bir tiyatro. Belki eleştiriyor gibi olacağım ancak şehirde bulunan birçok tiyatrodaki kibir orada yok. Oyun Atölyesi tamamen insan odaklı ve insana gerçekten değer veren bir tiyatro.
Bugün çekim yaptığımız Moda’da da Oyun Atölyesi’nin yeri ayrıdır. Uzun yıllardır bu semtte pek çok oyun sahnelendi.

Elbette, aynı zamanda şehrin de önemli sahnelerinden biri. İstanbul tiyatrolar açısından da çok zengin bir şehir. Çok iyi oyunlar, çok iyi tiyatro sahneleri var. Enfes oyunculuklar izliyoruz.

Ekrana yansımayan, set dışındaki yaşamınız nasıl?
Beni ekranda izleyenler hep iyi bir karakterle görüyorlar. Mesela şu an oynadığım Emir karakteri, tamamen sağduyunun hakim olduğu bir karakter; ancak Şükrü  Emir kadar uslu değil. Ben aslında; motorcu deri ceketleri içinde beyaz tişörtler, jean’lerle gezinen biriyim. Çok günlük yaşadığım, fütursuz olduğum zamanlar da oluyor. Oynadığım karakterlerdeki gibi sakin değilim. Hatta diğer taraftayım diyebilirim. Kötü bir insan değilim elbette. İyi bir insanım; ama çizdiğim karakterlere nazaran aynı zamanda heyecanlı ve hareketli bir mizacım da var.

Peki bu  roller geldiğinde, böylesine iyi, sağduyulu bir insanı oynamak istemediğiniz zamanlar oluyor mu?
Tabii ki oluyor; ancak seçimlerinde kariyer odaklı da kararlar vermen gerekiyor. Sinemada, tiyatroda daha tutkunun ön plana çıktığı seçimler yapabiliyorsun. Dizide ise bir kariyer planlaması da yaptığından, seçimlerini daha akıllıca yapman ?gerekebiliyor.

İstanbul’u ilk nasıl ve ne şekilde keşfetmeye başladınız? İstanbul’a dair hafızanızda yer eden en etkileyici kareler, hikayeler nelerdir?
Ben İTÜ’de okurken en çok sevdiğim semt Bebek’ti. Kendimi oraya ait hissediyordum. Rumelihisarı-Bebek arasında yürüyüş yapıyordum. Bebek’te o zamanlar Gloria Jeans vardı. Orada kahve içiyordum, kitap okuyordum. Arnavutköy, Bebek, Hisar… Ben o semtleri sevdim. Ne zaman ki ‘Benim Hala Umudum Var’ dizisi hayata geçti, benim de ayaklarım yere daha sıkı basmaya başladı. Bebek’te yaşamaya başladım. Şimdi ise Rumelihisarı’nda oturuyorum. Teraslı, çok güzel bir evim var. Çok mutluyum. Yaşadığım yerle ilgili ilk İstanbul’a geldiğimde aşık olduğum, hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmiş oldum.  İstanbul’un Boğaz hattını da çok seviyorum.  Denizden uzak kalamıyorum. Belki İzmirlilikten, belki başka bir şey… Denizi görmesem bile, denize yakın olmam lazım!

Peki, müzik hayatınızda nasıl bir yere sahip?
Davul, perküsyon çalıyorum. Müzik çok eskiden beri hayatımda.  Çok uzun yıllar davul çaldım, iyi de bir davulcuyumdur. Yoğunluktan ara vermiştim; ama eski tempoma geri dönebilmek için tekrar ders almaya başladım. Hobi olarak tabii.. Kendime böyle bir yol çizdim.  İzmir’deyken kendi grubumuz da vardı. Sahne alıyorduk, yarışmalara katılıyorduk. En yakın arkadaşlarım İzmir’de yine sahne alıyorlar. Tezgah diye çok ünlü bir grupları var. Aynı zamanda ney çalışıyorum. Ney müziklerini çok severim. Oyunculukla ilgili çalışırken, role hazırlanırken de bazen ney müzikleri dinliyorum. Ney, elbette çok emek istiyor.?Çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Set bittiği anda sizi en çok mutlu eden şey nedir? Neler yaparsınız?
Kendimi en iyi, en huzurlu evimde hissediyorum. Onun dışında kulağımda müzikle yürüyüş yaparım. Yürüyüş yaparken de kendimi çok huzurlu hissederim.  Sahil şeridini de çok severim. Bebek’te oturduğum dönemde Kabataş’ta Craft Tiyatrosu’na gidiyordum. Bazen bu mesafeye yürürdüm. Kulağımda müzik, düşünceler…  Bu da benim için bir nevi meditasyon.

İstanbul’un gece yüzü mü, gündüz yüzü mü sizi mutlu eder?
Akşam yüzü. Gerçekten akşam yüzünü çok severim. Gece hayatı olan bir adam değilim. Kulüpleri çok sevmiyorum ancak barları seviyorum.

Şu anda dizideki setiniz de Fener-Balat hattında. şehrin bu tarihi silüeti, semtleri ne hissettiriyor?
Çok güzel… Bazen çekim aralarında çıkıp, Balat sokaklarında dolaşıyoruz. O dokusu… Balat zaten çok değerli bir semt. Dokudaki o yaşanmışlığı hissediyorsun.
 
Seyahat etmeyi sever misiniz? Yeni yerler mi? Yoksa  hep bildiğiniz, gittiğiniz rotalar mı?
Ben tek başıma seyahat etmeyi çok severim. Tek başıma tatil benim için mücevher değerinde. ‘Hostel’  kafasını da seviyorum. Sırtımda çantam, dört kişilik ranzası olan bir hostele gidip orada birkaç gün kalmayı ve şehri dolaşmayı seviyorum. Benim için böylesi daha değerli. Lokal insanları takip edip, onlar nereye gidiyor diye bakabiliyorum. Hosteller bana çok eğlenceli gelebiliyor.

Sizi şu anda ekranda ‘şeref Meselesi’nde izliyoruz. Sezonun başından beri en çok beklenen projelerden biriydi. Bu başarı ya da ilgiyi siz de bekliyor muydunuz? Bu başarının sırrı sizce nedir?
Her şey senaryo ile başlıyor. Hikaye güzelse bir iş tutuyor. Ekstradan etkiliyorsa, oyunculuklar, rejisi, müzikler… Bizim dizimiz de insanlara dokunan bir iş oldu.  Bu da tüm ekibin işini çok iyi yapmasıyla alakalı. Bir de; biz birbirini seven, uyumlu, set aralarında da gerçekten çok eğlenen bir ekibiz. Bu da seyirciye geçiyor sanırım.

Peki, setin atmosferi nasıl? Nasıl geçiyor?
Çok eğlenceli ve keyişi bir setimiz var.  Aramızdaki bağ da çok kuvvetli.

Aynı zamanda yeni sinema filminiz ‘Sevimli Tehlikeli’ ile bu ay beyaz perdede olacaksınız. filminizden biraz bahsedelim mi?
Bu şlmi geçtiğimiz yaz çektik. 6 Şubat’ta da vizyona giriyor. şlmi ben de ilk kez galada izleyeceğim. Özcan, aradı “Gel, izleyelim” diye; ama büyü bozulsun istemedim. şlmin konusu; ilk dinlediğimde romantik komedi gibi gelmişti; ama aksiyon, dram, komedi sahneleri derken… İzleyenleri etkisi altına alacak, ritmi çok yüksek bir şlm oldu.

İstanbul’da, Kapalıçarşı gibi tarihi mekanlarda da çekimler yapıldı film için. Nasıl geçti?
Çok uzun, kaçma-kovalamaca, uçma, düşme sahnelerimiz vardı. Benim belki de en çok eğlendiğim setlerden biriydi. Çok eğlenceliydi.

Gelecek için kendinize çizdiğiniz bir yol var mı? Tiyatro, sinema, televizyon… Ya da akışına mı bırakıyorsunuz hayatı?
Tiyatro, sinema, dizi hepsinin yeri çok ayrı. Ben oyuncuyum. Oyunculuk, oynadığım karakterler beni nereye sürükleyecek hep birlikte göreceğiz ve oralarda buluşacağız.




Paylaş
#
#
#
#
#
#
Bu konu hakkında henüz yorum yapılmadı.
DİĞER KONULAR










ALIŞVERİŞ
Tommy Hilfiger yılbaşı koleksiyonunu 'Happy Holidays from The Hilfigers' adlı bir rekla...
İSTANBUL LIFE TV
Bebek Parkı’nın karşısında yer alan Kırıntı, her damak tadına hitap eden bir menüye sahip.
FOTO GALERİ
Cadde'nin En Yenisi
Düşünmeden, sorgulamadan akışında savrulup gitmeye ne dersiniz?
Kış sezonunun nabzını tutan 14 mekandan gece alemine ışık tutuyoruz.
Sanat adına birçok soru soruyor
‘Eski’yi yenileyerek yaşatıyor
SEMT REHBERİ
Yılbaşı gecesini dolu dolu geçirmek isteyenler için en iddialı restoran, bar, kulüp önerileri...
OY VERİN!
İstanbul'un trafik sorununda önümüzdeki beş yıl içinde bir iyileşme bekliyor musunuz?

EDİTÖRDEN
Mayısla birlikte yaza geri sayım başladı. Şehirde açık hava mekanlarında keyif yapmanın...
360° İSTANBUL
İstanbulun en güzel yerlerini bilgisayarınızın başından kalkmadan dolaşabilirsiniz.
TARTIŞIN!
İstanbul gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından ilk üçü sizce hangisi?
3 kişi fikir belirtti!
Siz de katılın!
KİTAP
İstanbul Life, okurlarını kapak yapıyor

DERGİDE BU AY!
Editörden...
Teraslar, bahçeli mekanlar, şık restoranlar, gece kulüpleri… Mevsimin tadı bu mekanlarda çıkar.
İsviçre’nin güneyinden İstanbul’a uzanan Fossati kardeşlerin ilginç hikayesi...
Festivalden konsere, tiyatrodan sergiye takip edebileceğiniz etkinlikler ajandamızda!
Hayatımın Aşkı dizisiyle ekrana dönen oyuncuyla İstanbul’u ve yeni dizisini konuştuk.
ŞEHİR REHBERİ
Günümüzde moda trendleri artık sokaklarda...
ŞEHRE DÖNMENİN GÜZELLİĞİ
Çocukken pul koleksiyonu yapardım
Tantuni, Mersin denince akla ilk...
“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış”...
Kuledibi’nde ‘Dil’ buluşması Geçen ayın...
Advertisement