İstanbul Life mayıs sayısında neler var?

0
123

Şehir yaşamının durduğu bu dönemde İstanbul Life’ın gündemi koronavirüs sonrası hayat. Nokta atışı makaleler, iyi çalışılmış araştırmalar, analizler, zengin seçkilerle hayatınıza katkıda  bulunmaya çalışacağız. Çünkü artık vaktiniz çok daha kıymetli.

ÇINAR OSKAY

Ani ve sarsıcı değişimleri hemen anlamak kolay değil.

Bir yandan koşuştururken, maruz kaldığımız iletişim ve bilgi bombardımanı takat bırakmıyor. Hayatımıza akıllıca yön vermek zorlaşıyor.

Bu karmaşada en önemli şeylerden biri zihin berraklığı. Salgınla şekillenecek yeni dönemde İstanbul Life’ın hedefi bu berraklığı tutturabilmek.

Nokta atışı makaleler, iyi çalışılmış araştırmalar, analizler, zengin seçkilerle hayatınıza katkıda bulunmaya çalışacağız. Çünkü artık vaktiniz çok daha kıymetli.

Şehir yaşamının durduğu bu dönemde dergimizin gündemi koronavirüs sonrası hayat.

Bu ayın konularına bakalım…

İnsanlık bu noktaya nasıl geldi? Ve bu kâbustan nasıl uyanacak?

Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, ‘insanın evrenin en vahşi yaratığı haline gelişini’ Turgenyev’den Harari’ye, 19’uncu yüzyıldan 2008 ekonomik krizine uzanarak tartışıyor.

Tarihsel perspektif ve gerçekçi bir gelecek projeksiyonu için bir yazı okuyacaksanız, bu yazıyı okuyun .

Prof. Dr. İlber Ortaylı karantinayı -değerli bir jinekolog ve halk sağlığı uzmanı olan- kız kardeşi Doktor Nuriye Ortaylı’nın Ankara’daki evinde geçiriyor.

İlber Hoca, Burak Kuru’yla bu ayki sohbetinde sağlık görevlilerine teşekkür ediyor: “Kazanırsak bu savaşın galibi hekimler, onların meslek şuurları, etik değerleri olacak” diyor 

Hekimlerimizin bugünkü kahramanlığını İlber Hoca kayda geçerken; Zeynep Miraç onların öncüllerini araştırdı. Atatürk’ün temelini attığı sağlık politikalarını, o zamanki salgınları, aşı çalışmalarını inceledi.

Bir asır öncenin bilimsel çabalarını ortaya koyan bu titiz araştırma size 19 Mayıs hediyemiz olsun.

Analiz, bilgi yetmez

Bu kadar devasa bir dönüşümü düşünürken kuru bilgi yetmiyor. Daha derinlere dalmak gerekiyor.

Bu düşünceyle edebiyatı yardıma çağırdık. Aslı Tohumcu’nun “Şimdiye dek delirmediysek edebiyat sayesinde, edebiyat aracılığıyla kurduğumuz akrabalıklar sayesinde” dediği yazıyla başlayıp Murat Uyurkulak, Buket Uzuner, Figen Şakacı, Gündüz Vassaf’ın nefis yazılarıyla devam edebilirsiniz.

Edebiyata doymazsanız, Ahmet Ümit’in samimi ve dokunaklı ‘kapanan sinemalar’ yazısına uzanın.

Sonra isterseniz nostaljiden günün gerçeklerine atlayın… Mehmet İren’in sektörün önemli oyuncularıyla konuşarak hazırladığı, sinemanın geleceğini konu alan soruşturmasına göz atın.

Ve asıl gözağrımız olan saha haberciliğine gelelim…

Fotoğrafçı Ali Kabaş, “Yüz yılda bir olan tarihi olaylar sokağa çıkıp belgelemeyi gerektirir” dedi ve kenti günlerce fotoğrafladı. Kabaş’ın çok çarpıcı kilit vurulmuş İstanbul karesiyle açtığımız foto-albümümüzde Mustafa Seven’in muazzam kareleri, Sinan Arslan ve Murat Baykara’nın etkileyici işleri de var.

Bir saha işi de Serkan Ocak’tan. Ocak, hâlâ her gün toplu taşıma araçlarına binen, evlerimize yiyecek taşıyan, apartmanımızı temizleyen fedakâr insanların dramına tanıklık etti.

Berna Abik ise İstanbul’un yorgun ruhunun gizlendiği Asmalımescit’e dikti gözünü. Sanatçıların, mekâncıların, yani İstanbul boheminin nabzını tuttu.

Asmalımescit’in ‘süperkahramanları’ fişek gibi yorumlarıyla bu büyülü mahallenin emin ellerde olduğunu hissettirdi bana.

Asmalımescit demişken, özellikle bizim kuşağın Beyoğlu çocuklarına bir hediyemiz var…

Lale Plak’tan Hakan Atala ve Erdal Akkaş, İstanbul Life okurları için enfes bir playlist hazırladı.

O dolgun tınıları dinlerken hayatın ve İstanbul’un hâlâ çok güzel olduğunu hissedeceksiniz. Sesi iyice açın, komşularınız da dinlesin…

Şimdilik ekran için bir çalışmamız yok ama çok sıkı bir listemiz var.

Geçen ay 41 öneri istediğimiz televizyon eleştirmeni Elçin Yahşi, bu ay restimizi gördü ve 83 öneriyle el artırdı.

“Ne var bunda” demeyin. Yahşi izlemediği bir işi asla önermeyen bir eleştirmen. 83’ü sadece en sevdikleri!

Bu liste için tüm ayını dijital platformlarda dizi ve film izleyerek geçirdi.

Sıkı bir dergici olan Yahşi ve diğer arkadaşlarımızla, işte bu tutkuyla ve adanmışlıkla işimize devam ediyoruz.

Hasan Bülent Kahraman bu sayıdaki yazısında ‘kâğıt uygarlığı’nın bittiğini ve gazete, dergi, kitap işleriyle uğraşanların ‘elektronik soykırıma’ uğradığını yazmış. Söyleyecek bir şey yok, iki yerinde tespit.

Ama unutmayalım, soykırımlardan kurtulanlar da olur. Ve bunlar hiç ummadık işler yapabilirler.

Dergimiz önceki ay yenilendi ve salgına rağmen yüzde 88 satış artışı yaşadı.

Müthiş bir iş yapan yayın yönetmenimiz Begüm Soydemir’i ve değerli ekibimizi tebrik ediyorum.

Okuyucularımıza da hepimiz adına teşekkür ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here