Elektro şehrin insanları: Şevval Kılıç, Ceytengri, Mx. Sür ve Çiçek Çocuk

0
419
Ceytengri

Meyhane masalarından kalkıp kendimi gece kulüplerine attığım gecelerde tanıdığım, sabahlara kadar çaldıkları ve söyledikleri şarkılarla elektronik müzik dünyasını mest eden dört isimle tanıştırmak istiyorum sizi bu ay: Şevval Kılıç, Ceytengri, Mx. Sür ve Çiçek Çocuk. JİLET SEBAHAT

İstanbul’un bütün alaturkalığı, nostaljisi, zaman zaman arabeskliği dışında elektro bir havası da vardır benim için. Bu havayı yıllardır solurum. Meyhane masasından kalkıp kendimi gece ku- lübüne atarım. En karanlık zamanlarımda ışıkları vurur yüzüme. Sesler yükselir. İçimin sesini bastıracak bir ses ararım. Ve böyle zamanlarda elektronik müziği tercih ederim. Gerek live müzik gerekse DJ performansı.

Sanki bütün renkli ışıkları yüzüme vurur şehrin. En ışıltılı makyajı yapmışım gibi, en parıltılı kostümü giymişim gibi, şehrin elektrikleri sonuna kadar açılmış gibi… Böyle gecelerden tanıdığım, queer gece hayatının vazgeçilmez dört ismi var yanımda. Onları yakından tanımanızı istiyorum. O yüzden ben soracağım, onlar anlatacak.

ŞEVVAL KILIÇ

GECE DEDİĞİN BEYOĞLU’NDA BİTER

Şevval Kılıç

Seni neredeyse bütün dayanışma partilerinde (LGBTİ+, kadın, mülteci vb.) görüyoruz. Bu partilerin nöbetçi DJ’i gibisin aynı zamanda…

Hayatımın uzun bir kısmını sivil toplum örgütlerinde çalışarak geçirdim. STK defterini kapadım ama aktivizm hayat boyu sürecek bir şey benim için. Önce Lambda Derneği’nin dayanışma partilerinde kıyıdan kıyıdan çalmaya başladım. Bildiğim ne kadar disco lubunya şarkısı varsa çaldım, lubunyalar da bayıldı. Sonra sevgilim Boysan (Boysan Yakar), Onur Haftası partisi için teklif getirdi. Bulunduğum en kalabalık partiydi, dizlerim titriyordu heyecandan. Sonrası geldi. Önceleri sadece queer mekânlarda başlayan maceram, şu an sadece queer müşterisi olmayan bir dünya mekânla devam ediyor.

 

İstanbul gece hayatının tarihine damga vuran mekânlar sence hangileri?

Benim için gecenin ve elektronik müziğin başladığı milat 14’dir. 19 yaşımda gitmeye başladığım ve hemen müdavimi olduğum İstanbul’un efsanevi mekânı… Hem yakışıklılara hem de müziğe doyduğumuz bir yerdi, o kadar iyiydi ki sığamadık, sahibi Ceylan sırayla yanındaki dükkânları da alarak önce 19, sonra 20’yi açtı. Çok çok iyiydi. Sonrasında da malum 2019 açıldı. O da dünyanın en iyi mekânlarından biriydi. İyi ki görebildim/yaşayabildim. Semt olaraksa benim için her şeyin başladığı yer Beyoğlu’ydu. Scene gibi, High End gibi Beyoğlu’nda ol- mayan çok iyi elektronik müzik yapılan yerler de vardı ki unutulmaması gereken yerlerdir ama gecenin sonu mutlaka Beyoğlu’nda biterdi, hâlâ da öyle.

CEYTENGRİ

YENİ SORULARAYENİ CEVAPLAR

Seni ‘Dudakların Cengi’ draq gösterilerden de tanıyoruz. Sonra o muhteşem klibin ve ‘Buz Gibiyim’ şarkısı geldi. Ceytengri’de çoklu bir yetenek görüyorum…

Müzisyen olmadan müzikal bir hikâyenin başrolü olmak kafa karıştırıcı bir deneyim. Kendimi her şeyden önce bir performans sanatçısı olarak görüyorum. Yarı bilinçli bir şekilde yarattığım Ceytengri konseptinin erişebileceği alanları, bürünebileceği rolleri bana ve izleyicilerime anlamlı gelecek şekilde genişletmeye çalışıyorum. Ceytengri bir stand-up komedi şovunda kendine nasıl bir yer açar? Ceytengri bir YouTuber olsa nelerden bahseder? Ceytengri’nin çıkardığı şarkılar neye benzer? Bu sorulara her gün yeni cevaplar keşfediyorum.

 

Peki ya şarkılar? ‘Buz Gibiyim’ şarkısının sözleri benim için dördüncü yenilerin bir başlangıcı gibi adeta. Şarkı yaparken odak noktan nedir?
Asıl odaklandığım şey, hikâyenin bu sefer bizi nereye götüreceği. Bir söz yazarı olarak da ortaya koyduğum iş havalı olsun ama gülmek isteyen birine de kahkaha attırabilsin istiyorum. ‘Buz Gibiyim’ karşılıksız tutulmanın saplantıya dönüşmesiyle ilgili üzücü bir şarkı ama bel altı göndermelerden oluşuyor. Şarkıyı yazarken arzuladığım çocuğu iki senedir görmüyordum. Buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Libidomu o kadar yükseltmesen şu an bu şarkı kulaklarda olmayacaktı.

Yeni çalışmalar var mı?

Karantina boyunca queer ve/veya kadın rap’çileri dinlememin etkisi, çok yakında yayımlamayı planladığım ikinci teklimdeki trap esintileriyle gösterdi ken- dini. Çiçek Çocuk ve ben, doğru sesleri bulmak için aylarca uğraştık. Dinleyen herkesi bulunduğu mekândaki en be- lalı kız gibi hissettirecek bir parça oldu. Ceytengri’nin dünyasına üç dakikalık bir ziyarette bulunacağız yine ve bu sefer Ceytengri somurtarak dans etmek yerine kaslı oğlanların göbeğinden tuz yalayacak.

MX. SÜR

BİR PARTİYİ PARTİ YAPAN ŞEYLER

Mx. Sür

Seni müzikle ilgili bütün festivallerde, queer partilerde, bir radyonun canlı yayınında yani her yerde görmek mümkün. Bu muhteşem performansları ıskalayanlar için bize biraz Mx. Sür’ü anlatır mısın?

2004 yılında Marsilya civarında öğrenciyken ilk gerçek kulüp deneyimimi yaşadım ve hayatım değişti. 2007’de DJ Beyza desteğiyle profesyonel olarak kabinlerdeydim. Ağırlıklı olarak Fransız, Alman ve Amerikan elektro ve teknomsularını çalmakla birlikte aralara minimal, deep house ve italo disco’lar ekledim. Biraz açtım kısaca, hâlâ da öyleyim. İstanbul’da sırasıyla Flavio, Wake Up Call, Suma Beach ve Mama gibi mekânlarda ‘resident DJ’ olmak, çalarken dans pistiyle bütünleşebilmemi sağladı. Bir partiyi parti yapan şey DJ, kitle, mekânın duruşu, tüm saha görevlileri, hepsi, herkes. Bunu iyice öğrendim. TUTTIFRUTTI, XES ve Come To Mama gibi electro-queer partilerle şehre yeni alanlar, müzikler ve sanatçılar kazandırmak ruhumu besledi.

 

Yıllar geçtikçe Mx. Sür’ün müzikal yolculuğunda farklı tarzlar da görüyoruz ama değişmeyen bir bütünlük var sanki…

Geçen yıllarda daha karanlık, içedönük şeylerle ilgiliydim. Aslında dönemime göre sevdiklerim değişiyor ama genel olarak tek çatıda toplamam gerekirse beni çeken şeyler flörtleşen, konfor alanımın dışına çıkaran, entelektüel, biraz tanıdık, yalnız ama en önemlisi de dans ettiren müzikler. Uzun zamandır haya- lini kurduğum, kendi markam XSM Recordings de hayata geçti. Q-bra ile geçen harika bir 10 gün ve sonucunda çıkan ‘ALAN2020’ bu oluşumun ilk üretimi oldu. Daha fazla onur ve mutluluk duyamazdım. Devamı yakında!

ÇİÇEK ÇOCUK

RADYODA ÇALMIYORSA O ÇALIYORDUR

Çiçek Çocuk

DJ’liğin dışında söz yazarı, prodüktör ve performans sanatçısı olarak da çok yönlülüğün aşikâr…
2014 senesinde müziğe olan ilgimi gören bir mekân sahibi arkadaşımın davetiyle DJ’liğe başladım ve bir daha durmadım. Türkiye’nin ‘Onur Haftası’ partilerinden 100 metrekarelik kulüplerine her köşesinde o an radyoda çalanların dışında kalan tüm pop şarkılarını ve queer sanatçıları çalmaya çabaladım. Özetleyecek olursam pop müzik sevmeyenler için elektronik pop müziği yapıyorum diyebilirim.

İstanbul’un elektronik müzik ortamını nasıl buluyorsun?
İstanbul elektronik müzik anlamında çok iyi işler çıkaran bir şehir şu anda. Anaakım dışında işlere de yer açılmaya başladı. Genelde (oryantalin bir süs olmadığı örnekler hariç) yurtdışından etkilerle yaşatılıyor olsa da, yerel dinleyiciyi sentezleyen işler de yayımlanıyor.

RÖPORTAJ: JİLET SEBAHAT

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here