Mahsun Kırmızıgül boynu büküklüğüyle değil, Banu Alkan’ın parmak ucu dikliğiyle ‘Yıkılmadım Ayaktayım’

0
542

Hayatımızı katlanır kılan şey nedir? Yaşanabilir bir dünyayı neyin oluşturacağı meselesi mi? Bunun bir reçetesi var mı? Fazla soru sormaktan duyguları inceliyor, aşınıyor insanın. Bu türden soruları dert etmeye devam ediyorum uzun süredir.

JİLET SEBAHAT

İŞSİZSEK ‘GÜÇSÜZ’ DEĞİLİZ

Gece yatağa girildiğinde uyku tutmuyor. Sağa dön, sola dön. Bekleme hali.
Bu beklemek; paslı bir boruda beklemiş, uzun süre kullanılmamış çeşmeden kana kana içtiğiniz suyun ağızda bıraktığı tatla aynı. O tat, pas tadı ve çok fuzuli. İnsanın hareket etmesinin, hayal kurmasının yolunu tıkıyor. Son sekiz aydır işsizim, hiçbir yerde sahne alamıyorum. Eminim ki birçoğumuz için bu böyledir ama işsizsek ‘güçsüz’ değiliz ya. Hayal etmek, hareket etmek gerek. Hemen bir silkelenme ve 2020’den taşınma hareketi başlatıyorum. Zaman seyretme, sessiz kalma ve bu pas tadına razı gelme zamanı değil. Tası tarağı toplayın, ruhunuzun ve bedeninizin sağlam kalan yerlerini de; 2021’e gidiyoruz…

Jilet Sebahat

GÖLGELERİN DEĞİL RENKLERİN GÜCÜ ADINA

2020’ye ABD seçimlerinde ilk trans kadın senatörü seçilen Sarah McBride’in şu sözleriyle veda etmek isterim: “Umarım bu gece, bir LGBTQ çocuğa demokrasimizin onlar için yeterince büyük olduğunu gösterir.” Darısı bizim ülkemizin başına.

Başta sorduğum sorunun cevabını da bununla vermiş olayım. Hayatı katlanır kılan birçok şey var. Güç ve umut veren şeyler. “Güçlü bir umut, yaşam için ortaya çıkmış herhangi bir tek gerçek mutluluktan çok daha büyük bir uyarıcıdır.”

HAYALLER AFRODİT, GERÇEKLER COVID

2021’de sokaklarda yürürken kimin maske takıp takmadığı, burunlarının açıkta kalıp kalmadığı gibi sorular ve söylenmeler yerine “İnsanların şemsiyeleri neden bu kadar renksiz?” gibi anlamlı sorular sormak istiyorum. Sokaklarda daha renkli şemsiyeler olmalı. Mustafa Amca’da çay içmek istiyorum. Bıyıklarının ucunu ısırıp gündemden bahseden solcu delikanlılara alıkırken yaz meyvesi tadındaki rujumu yenilemek istiyorum. Konuşurken ağızdan güzel kokular dağılmalı.

Maden işçilerinin haklarını almasını istiyorum. Kimsenin hakkı kimsede kalmamalı. Eski mutlu günlerdeki gibi eş dostla karşılaşıp doya doya sarılmalı. Bütün lubunyaları toplayıp Maçka Parkı’nda piknik yapmak istiyorum. Gullümün dibine vurmak istiyorum. Bara gidip içmek, çapkınlık yapmak istiyorum. Bardan adam kaldırmak istiyorum. Uzun uzun öpüşmek istiyorum. Nefes almanın riskli olduğu şu günlerde kafa karışıklığının üstüne bir de korku- yu eklediğimizde malumunuz; hayaller Afrodit, gerçekler COVID. Aşkta korku olmamalı halbuki.

TANRI’NIN HİÇBİR KÖTÜ KULU AFFEDİLMEMELİ

Kalben’in ‘Perişahı’nın Kızı’ şarkısına taktım son günlerde. “İki damla yaşın vardı, sessiz akar. Nehri bulur, nehir taşar” diyor şarkıda. Kadınların canını yakan ne varsa kökünden kurusun istiyorum. Kalben’den de isteğim var; bir Bergen cover’ı. Tanrı’nın hiçbir kötü kulu affedilmemeli. 8 Mart akşam yürüyüşüne katılıp, sabahlara kadar dans etmek istiyorum. Elbette eğer dans edemeyeceksek bu devrim bizim olmamalı. İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanmasını istiyorum. Biliyoruz ki; İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Hayvanlarla ilgili yasanın düzenlenmesini istiyorum. Hayvanlar bir mal değil, can olarak kabul edilmeli. Sokaklarından Fairuz sesi yükselen, portakal kokulu memleketime gitmek istiyorum. Doğduğum evin kaderim olmadığını söylemek için. İnsan geçmişiyle yüzleşmeli. Hapsedilmiş bütün fikir insanlarına özgürlük istiyorum. Fikre kelepçe vurulmamalı. AKM’de bir bale gösterisi, konser, müzikal izlemek istiyorum. Taksim’de çarka çıkmak istiyorum. Taksim güvercinlere geri verilmeli. Kendiyle barışık, benimle barışık insanlara âşık olmak istiyorum. ‘Barış’ demişken, savaşmamalı sevişmeli. Büyük bir Onur Yürüyüşü istiyorum. Hayatımızı ele geçiren virüsten kurtulduğumuz günü hayal ederek; ‘Yasak da neymiş ayol’ demeli. “O büyük günün görkeminde çocuklar halaya duracak”, döndük mü Mustafa Amca’ya.

2020’YE VEDA

Hayatın sadece çaresizce beklemekten ibaret olduğu; kişisel mücadelenin hiçbir kıymetinin olmadığı bir dünyada, sadece bekleyerek beni buna zorlayan yaşamanın karşısına dikilip “Yıkılmadım Ayaktayım’’ demek istiyorum. Bunu Mahsun Kırmızıgül boynu büküklüğüyle değil, Banu Alkan’ın parmak ucu dikliğiyle yapmak istiyorum.

Tüm insanların bu süreci en az hasarla atlatıp gelecek yılda ruh ve beden sağlığı sağlam; maddi, manevi kayıplarını en kısa zamanda yeniden toparlayacağını umut ediyorum. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını umut ediyorum ve bir Gülben Ergen repliğiyle 2020’ye veda ediyorum: “Unutmayın ki bana hiçbir şey olmaz.”

YAZI: JİLET SEBAHAT

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here