Levent Akman – BaBa ZuLa: İstanbul binyılların verdiği olgunlukla hâlâ başı dik ve güzelliğini koruyor

0
2369
Levent Akman

Şarkıları ve canlı sahne performanslarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan, cennetten çiçeğimiz BaBa ZuLa, yeni albümü ‘Hayvan Gibi’ ile karşımızda. Levent Akman ile İstanbul’dan ilham alan grup, geçmiş, gelecek, müzik ve kavramlar üzerine kapsamlı bir sohbete oturduk. ZEYNEP GÜLER CEYLAN

Türkiye’nin en başarılı saykodelik müzik gruplarından biri olmasının yanı sıra uluslararası müzik sahnesinde de büyük bir dinleyici kitlesine sahip olan BaBa ZuLa, yeni albümü ‘Hayvan Gibi’ ile 2 Ekim’de hayranlarıyla buluşuyor. Hem dijital hem de double LP olarak piyasaya çıkacak olan ‘Hayvan Gibi’nin çıkış şarkısı ‘Tavus Havası’. Albümün en önemli özelliği ise dünyaca ünlü Artone stüdyolarında ‘Direct to Disc’ yani direkt olarak plak master’ı üzerine kayıt teknolojisiyle, kesme, biçme ve edit yapılmadan tek seferde kaydedilmesi. 1996 yılında Levent Akman, Murat Ertel ve Emre Onel tarafından kurulan BaBa ZuLa, geleneksel Türk enstrümanlarını kullanarak saykodelik altyapıları, Türk halk müziği ve elektronik müzik unsurları ile birleştiriyor. Levent Akman yeni albümü ve bu pandemik günlerin grup üzerindeki etkisini  anlattı.

Murat Ertel

1996 tarihli şarkınız ‘Tavus Havası’ için yeniden stüdyoya girdiniz. ‘Hayvan Gibi’ yeni bir albüm ama çıkış şarkısı eski, neden?

BaBa ZuLa 1996 yılında Derviş Zaim’in ‘Tabutta Rövaşata’  filmine müzikler yapmak üzere kuruldu. ‘Tavus Havası’ ise bu film ile özdeşleşen bir parçamız. Türkiye kültür tarihi açısından çok önemli gördüğümüz bu filmin orijinal müziklerini yapmış olmak bize hep gurur vermiştir. Yeni albümümüzde de bu şarkıyı yeniden yorumlamak ayrı bir heyecan verdi. Günümüzün artık sonlanmakta olan aşırı tüketim dünyasında eski ve yeni gibi kavramlar bireylerin kafasını karıştırmak ve onları sisteme entegre edip tüketimi artırmalarını sağlamak için anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu tuzağa düşmemek gerekiyor.

Canlı stüdyo kaydı ile bildiğimiz albüm kayıtlarının ne farkı var?

‘Hayvan gibi’ BaBa ZuLa’nın ilk canlı stüdyo kaydı değil aslında. ‘Kökler’ adlı albümümüz de üç gece boyunca anında canlı doğaçlama yapılarak kaydedilmişti. ‘Kökler’de yer alan akustik parçalar da bu kayıtlardan seçilmiş parçalardı. Günümüzde gelişen teknoloji ile kayıt sırasında stüdyo ortamında yapılan hatalar daha sonra notasına kadar düzeltilebilmektedir. Bildiğimiz stüdyo kayıtlarının en önemli özelliği budur.

Editleme yapılmadan tek seferde albüm kaydı yapılmasının riskleri, dezavantajları var mı? 

En büyük riski bir hata olduğu zaman geri dönüşünüzün olmamasıdır.

SADECE ALBÜMLERİMİZİ DİNLEYENLER KONSERLERDE ŞAŞIRIYOR

Dinleyicilerinizi nasıl bir albüm performansı bekliyor, konser tadı mı alacaklar? 

Dinleyicilerimizden bizlere gelen en büyük eleştiri albümlerimizdeki parçaların yorumu ile konser performanslarımızın tamamen farklı olması idi. Konserlerimize hiç gelmemiş, bizleri sadece albümlerimizi dinleyerek tanıyan kişiler konserlerimizde oldukça şaşırıyordu. Antalya’da bir halk konserinde çalarken bu BaBa ZuLa değil diyerek konseri terk eden seyirciler olmuştu. ‘Hayvan Gibi’ ile en sonunda bu konser performansını yakaladığımızı ve yansıtabildiğimizi düşünüyoruz.

Karantina ve pandemi süreci sizi ve müziğinizi nasıl etkiledi? Neler yaptınız bu süreçte? 

BaBa ZuLa grubu, bir yıl içinde yurtdışında en çok konser veren Türkiye’nin tek grubudur. Pandemi öncesinde bizler senede en az 100 konser yapıyorduk. Bunların yüzde 70’i de yurtdışında oluyordu. Aslında bizler yurtdışında Türkiye’den daha çok çalıyorduk. Ne yazık ki pandeminin en çok etkilediği sektör müzik sektörü oldu. Mart ayından beri gerçekleştirdiğimiz konserlerin sayısı bir elin parmaklarından az. Birçok Avrupa ülkesi Türkiye’ye halen sınırlarını kapalı tutuyor. Yakın gelecekte de açacağa benzemiyorlar.

Geleceğe dair birçok felaket senaryosu yazılıyor, sizce nasıl bir gelecek bekliyor bizi?

İçinde olduğu durum ne kadar şiddetli düzeyde rahatsız edici ve pandemi gibi ölümcül bir durum olursa olsun, her duruma her zaman olumlu bir yanıt vermek gerektiği düşüncesine toksik pozitiflik’ deniyor. Ardındaki niyet iyi ve takdir edilesi olsa da, riskli. Elbette ki sürekli olarak olumsuzluk da sağlıklı değil. Ancak özellikle içinde olduğumuz sürece dair pozitifliği toksik yapan şey; pandeminin neden olduğu duyguları geçersiz kılması ve inkârı meşrulaştırması. Bunun en güzel örneğini şu içinde bulunduğumuz 2020 senesinin eylül ayı ortalarında yaşıyoruz. 1 Haziran tarihi ile salgın bitti, başardık, geçmiş olsun söylemlerinin bir sonucu olarak hastalık mart ayından farklı olarak şimdi bütün Türkiye’ye yayılmış durumda.

“İstanbul binyılların verdiği olgunlukla hâlâ başı dik, güzelliğini koruyor ve gizli hazinelerini onu anlayan ve araştıranlara sunuyor.”

Grubunuzun temelleri Narmanlı Han’da atılmış, ardından oto sanayi gibi yerlerde şehirden beslenmişsiniz. İstanbul’un müziğinize katkıları neler? 

Eski Narmanlı Han bizim için değerli bir saklı cennet idi. Ne yazık ki şu anda pembe bir pamuk şekerine benzetilen hali ile bambaşka bir görünümde ve ruhuna tecavüz edildi. İçinde yaşadığımız şehir olan İstanbul da bu şekilde. Kadıköy’den vapur ile Beşiktaş’a yaklaşırken şehrin siluetine bakınca tecavüzün boyutunu ve halen büyük bir şehvetle devam ettiğini görüyorsunuz ama İstanbul binyılların verdiği olgunlukla hala başı dik, güzelliğini koruyor ve gizli hazinelerini onu anlayan ve araştıranlara sunuyor. Bu sırrın farkında olmak müziğimiz için çok değerli.

BaBa ZuLa kadına çok önem veren, kadınların ağzından yazılmış şarkılara hayat veren bir grup. Bir röportajınızda “Ben güçlü kadınlar arasında büyüdüm ve kadın deyince aklıma son derece güçlü, sağlam duran, cinselliğini elinde tutan ve kendini ispatlamış kadınlar geliyor” demişsiniz, İstanbul Sözleşmesi’nin bile tartışıldığı günümüzde sizce Türkiye’de kadının yeri ne?  

İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğinin ne olduğu ve neleri kapsadığı bu sözleşmenin iptali için gelen tekliflere karşı büyük bir direniş gösteren kadınlar sayesinde toplumun büyük bir kesimi tarafından öğrenildi. Şu anda bu iptal teklifi gerçekleşemiyor. Sadece bu bile aslında kadınların gücünün ne kadar büyük ve güçlü olduğunu gösteriyor.

Gülbaba Records yeni bir müzik şirketi ve albümünüz buradan çıktı, BaBa ZuLa’nın ardından kimlerin albümleri Gülbaba Records imzası taşıyacak? 

Pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerin başında müzik sektörü geliyor. Kültür ve sanatın ne kadar önemli olduğunu hâlâ anlayamamış bir ülkede, bu sektöre yatırım yapmak hem de pandemi döneminde yeni bir yapım şirketi açmak herkesin takdir etmesi ve alkışlaması gereken bir durum. Bu vesileyle Gülbaba yöneticilerine teşekkürlerimi iletiyorum.

RÖPORTAJ: ZEYNEP GÜLER CEYLAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here