Ayin sonrası orgun başında buluşalım

0
1181

İstanbul Kilise Orgları Ekibi, restorasyona muhtaç durumda ve dünya çapında büyük üne sahip olan ustaların elinden çıkmış orgları, olabildiğince orijinaline sadık kalarak restore ettikten sonra bir de üzerine konser veriyor. Ekibin kurucusu Tarkan Şendal’a bu merakın hikâyesini ve her şeyin nasıl başladığını sorduk. BERNA ABİK

“Kilise orgları ile tanışma maceram yedi yıl önce Beyoğlu Tünel’de çalıştığım bir müzik mağazasında başladı. Bir gün müşterilerden biri dijital piyanoları denemek istedi. Beyefendi piyanoyu kilise orgu sesine alarak, en zarif İtalyan kilise ezgilerini çaldı. Kendisi Galata’daki St. Pierre Kilisesi’nde rahipmiş. Üstelik bu rahip, geçmişte gerçekleştirdiği birçok org tamiri ve restorasyonuyla bildiğimiz Fr. Giuseppe Gandolfo’nun ta kendisi çıktı.

 

Merakımı arz edince beni kiliseye davet etti ve ertesi gün ilk defa gerçek bir orgla tanıştım. O günden itibaren kiliseyi ziyaret ederek, oradan aldığım referansla daha büyük bir orgda çalışma fırsatıyla icrada ilerlemeye devam ettim.

Piyano teknisyenliğimden gelen merakla, Polonyalı bir org yapım firmasıyla iletişime geçtim ve 2018 yazında beni gönüllü stajyerliğe kabul ettiler. Orada orgun mekanik kısımlarıyla ilgili çalışma- ya başladım. Bir gün kilise ayininden sonra çalınan Bach müziğine karşı cemaatin ilgisi ve duyarlılığını görüp bu enstrümanın orada sahip olduğu müzikal seviyeyi ülkeme de getirmeyi hayatımın çalışması olarak belirledim ve İstanbul Kilise Orgları Ekibi’ni kurdum. O zamandan beri toplayabildiğimiz kadar bilgiyi toplayıp, ulaşabildiğimiz kadar orga ulaşıp, bu ekibi uluslararası platformda da temsil eder bir hale gelmeyi amaçlayarak çalışıyorum. Workshop’larımıza katılmak isteyenler, programlarımızı instagram.com/istanbulpipeorgan sayfası üzerinden takip edebilir.

Workshop’ta neler oluyor?

Etkinlik için seçtiğimiz kilisenin tarihinden başlayarak, oradaki orgun tarihi, stili, işleyişi, register yapısı, icra edilebilecek müziklerin kabaca belirlenmesi, özetle pedal teknikleri, örnek icralar ve devamında da gönüllü müzisyenlerin seçtiği eserlerle orgu denemesi formatı üzerine kuruludur.

Bunları dinlemeden gitme:

Org müziği denince büyük barok dönem bestecisi J.S. Bach’ın Re Minör Toccata’sı hemen akla gelenler arasındadır. İtalyan Frescobaldi, Fransız Clerembault, Alman Bach, İngiliz Elgar’ın org müzikleri de bu enstrüman için yazılan en zarif repertuvarın bir kısmını büyük bir incelikle barındırır.

Yenilenen orglar:

l Şişhane’deki Kırım Kilisesi’nin 1911 tarihli İngiliz orgu.
l İngiliz Sefareti’nin hemen yanında bulunan St. Helena Şapeli’nin 1888 tarihli İngiliz orgu.
l Büyükdere’de bulunan St. Mary Kilisesi’nin 1896 tarihli Gebrüder-Rieger orgu.
l Opus Amadeus İstanbul Org Festivali için St. Esprit Katedrali’nin 1897 tarihli Gebrüder-Rieger orgunun bakımı ve akortlarını yaparak festivale hazırlandı.

Dünyanın en eski orgunun borularından 12 tanesi ve kasasının büyük bir kısmı 1430’lu yıllardan bu yana orjinal olarak korunuyor. Tahminen Guillaume de Rarogne tarafından getirilen İsviçre Sion’daki Valere Bazilikası’ndadır.

Gelmiş geçmiş en büyük org Amerika’da Atlantic City’de bulunan 1932 Midmer-Losh yapımı yedi klavyeli, 33.114 borulu bir dev. Yıllar içinde sel baskınları ve başka problemlerle boğuşan org, bugün bile hâlâ restorasyon sürecinde olup kısmen çalınabilir durumda.

RÖPORTAJ: BERNA ABİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here