Ekin Beril: Herkesin içine bir şüphe tohumu ekmek istiyorum

0
76

YouTube’da amacını kaybetmiş şekilde gezenlerden şanslı olanlar belki Ekin Beril ile karşılaşmış olabilirler. Henüz üniversite öğrencisiyken evinin odasında farklı enstrümanları kullanarak yaptığı müziklerle yola çıkan Beril’le ‘Dualite’ isimli nefis  albümünü konuştuk. BERNA ABİK

‘Ev yapımı’ müzikten Universal Müzik’e…

  Üniversite öğrencisiyken evde eğlenmek için yaptığım videolarla başlayan serüvenimde Sertab Erener’le düet, Hugh Jackman’la röportaj yaptım. Abbey Road, Metropolis gibi en iyi stüdyolarda kayıt şansı yakaladım. Caner Anar, namı diğer Playjoy ile müzik yapmaya başladık. Compel (müzik sistemleri markası) bana sponsor olup birçok ekipman verdi. Böyle olunca bir adım ilerleyip kendi şarkılarımı yazmaya başladım ve çok sevdim. Bu süreçte düşünme tarzım, fikirlerim, her şeyim değişti diyebilirim. Sonunda da ‘Dualite’ albümü çıktı. Universal Müzik ile de yolumuz burada kesişti. Hobi olarak başladığım müzik, sonunda hayatımın her yerini kapladı.

Her şey zıddıyla vardır; yani kötülük olmadan iyilik yok!

Albümün ismi ‘Dualite’, ikilik anlamına geliyor. Bizim algımızda yer alan her şey ancak zıddıyla var olabiliyor. Kavramlar da öyle. Savaş olmadan barış diye bir şey olmuyor. Karanlık olmasa belki de ışığın varlığını keşfedemiyoruz. Tüm gerçekliğimizi bu zıtlıklardan yola çıkıp görecelendirerek oluşturuyoruz. Dualite bizim gerçekliğimizin parçası.

432 hertz’in şifası ve insan  vücuduyla uyumu

Tüm albüm gerçeklik diye algıladığımız şeye sorular soruyor. Albüm de bu  gerçekliği farklı bir açıdan göstermek üzerine yapıldı. Her şarkının kompozisyonu, prodüksiyonu ve mühendisliği anlattığı gerçekliği yansıtması amacıyla tasarlandı.

Dinlediğimiz tüm modern müziklerde uluslararası standarda göre ‘la’ notası 440 hertz. 1950’li yıllarda bu standart olarak kabul ediliyor. Enstrümanlar ve müzikler bu standarda göre üretiliyor. Daha sonra bu frekansın insan vücuduyla uyumlu olmadığı, onun yerine 432’nin daha şifalı ve insanla uyumlu bir frekans olduğu söyleniyor. Bilimsel bir kanıtı yok. Çok fazla başka frekanslarda şarkılar üretilmediği  için ben de bu albümde 432 hertz’in Türkçe bir örneğini yaratmak istedim. Şimdilik hangi şarkı olduğunu söylemeyeceğim. Dinleyicilere sormak istiyorum. Acaba farklı hissedecekleri bir şarkı olacak mı? Böylece küçük bir deney yapmış olabiliriz.

Frekansla insan kontrolü!

432 hertz’in kitleleri kontrol etmek amacıyla kullanıldığına dair komplo teorileri var. Kuantum fiziğiyle birlikte, evrenin ve bizlerin farklı frekanslarda titreşen enerjilerden ibaret olduğumuz artık kabul ediliyor. Bu yüzden frekanslarla insanı ya da maddeyi etkileyebilmek çok olası ve mantıklı. Tabii bilimsel olarak kanıtlanmış olmadığından, bu konu için hâlâ bir şehir efsanesi diyebiliriz.

Hayatı görüşüm berraklaştı

Son birkaç yıldır gerçeklik üzerine düşünüyorum. Albümde her şarkının gerçekliğe dair bir sorusu var. Hepsi de  üzerine düşündüğüm ve beni oldukça değiştiren sorular. Bu süreçte kendimden bile şüphe edebilmeyi öğrendim. Böylece edindiğim birçok yargının aslında hayatı okumada bir engel olduğunu fark ettim. Kendimi de hayatı da görüşüm berraklaştı. Bu nedenle aynı şüphe tohumunu insanlara ekmek istedim.

‘Uzayın Dibi’ için iki ay çalıştık

Bu şarkıda uzayın dibi derken kast ettiğim, kendimizi hapsettiğimiz günlük hayatlar. Klipte loop’a sıkışmış bir beyaz yakalıyı oynuyorum. Klibin yönetmeni, aynı zamanda çocukluk arkadaşım olan Utku Kemal Durmaçalış’la neredeyse iki ayı fikri bulup detaylandırmakla geçirdik. Klibin büyük bir bölümü one shot (hiç kesme olmadan) ilerliyor. Benim haricimde dekorlar, kamera, ışık ve insanlarla birlikte gerçek zamanlı bir performans sergiliyoruz. Çekim günü performansı tamamlayamamak ve her şeyin boşa gitme riski vardı. Bir meydan okuma gibiydi ve süper bir deneyimdi. İyi ki inanıp girmişiz bu işe.

RÖPORTAJ: Berna Abik

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here