GÖKYÜZÜNE HARİTALARI ÇİZMEK

SANAT YOLCULUĞUNA TANIKLIK ETMEKTEN BÜYÜK KEYİF VE GURUR DUYDUĞUM BİR DOSTUM OLAN AHMET GÜNEŞTEKİN İLE VİYANA’DA AÇILAN YENİ SERGİSİNDE BİR ARAYA GELDİK VE YENİ PROJELERİNİ KONUŞTUK

Bir hikayesi var herkesin… O ise hikayeleri baştan yazıyor, tekrar yorumluyor, yorumlatıyor, bambaşka bir biçimde önümüze koyuyor. Sanatçı Ahmet Güneştekin’den bahsediyorum. Viyana’daki sergisini gezerken sanatını yakından izlemiş biri olarak bile şaşkınlığa uğradım, tekrar hayran oldum işlerine… Palyaçoları farklı okudum, aynalarla yüzleştim, ‘Yoktunuz’ eserinden tekrar etkilendim. Diyorum ya, hikayeleri baştan yazıyor diye… Güneştekin’in sergisi Bank Austria Kunstforum’da açıldı. Bu kurum Londra Kraliyet Akademisi dahil olmak üzere Stedelijk Müzesi ve Guggenheim Müzesi gibi dünyanın önde gelen sanat kurumlarının sergi ortağı. Burası Avusturya’nın uluslararası düzeyde tanınmış ve kabul edilmiş sanat müzelerinden biri. Çağdaş sanatta yeni akımların oluşmasında belirleyici bir rol üstleniyor ve uluslararası sergilere ev sahipliği yapıyor. Oluşumundan itibaren Kokoschka, Turner, Van Gogh, Cézanne, Picasso, Miró, Malevich, Kandinsky, Chagall ve Lichtenstein gibi sanatçıların eserlerini sergilemiş. Bugün ise yaşayan Türkiyeli bir sanatçıyı solo sergisiyle ağırlıyor, müthiş bir başarı…

Başarılı ama bir o kadar da zor bir hayatın var… Ne öğrendin bu hayattan?

Öğrenmem gereken şeylerin sonu olmadığını, yaş aldıkça azalmadığını tam tersine arttığını öğrendim. Öğrendikçe, yeni bir güne her başladığımda hiçbir şey bilmediğimi fark edip, tekrar tekrar öğrenmeye çabalamam gerektiğini öğrendim. Çocuk ruhlu kalabilmeyi engelliyor bu hayat. Mümkün olabilseydi çocuk ruhlu kalmayı isterdim.

Duruşu, tavrı olan bir sanatçısın. Peki sanatının kırmızı çizgileri var mı? Provokatif eserlerinin çizgisi var mı? Ya da kişi olarak “asla olmaz” dediğin ne var kendine dair?

Düşünmek, doğası gereği politik bir eylem. Düşünmek ve aynı zamanda da tarafsız kalabilmek mümkün olamıyor. Belirleyici olan politik olanı nasıl tanımladığınız. Düşüncelerinizi uygulama ve dışa vurma yöntemleriniz. Ben işlerimde insanı ve yaşamı savunuyorum. Benim politikam bu.

Batman’daki müzeden bahsederken “Günün birinde gider oraya yerleşirim” dedin, var mı aklında böyle bir şey? Memleketin olması dışında o topraklarda seni çağıran ne var?

Batman benim çocukluğum, ilk evrenim içinde güvenle düş kurduğum çocukluk evim. Olağanüstü hikayeleri ve masalları dinlediğim, güneşi izlemeye başladığım, gökyüzü haritaları çizdiğim mekan, bir çocuk olarak iç özgürlüğümü korumasını öğrendiğim yer. Şehir benim belleğim, aynı zamanda bugünümü de şekillendiren bir mekan. Beni çağıran merak ve yolculuk duygusunu içime işleyen ilk evrenime olan sevgim ve bağlılığım.İşte bu nedenle Batman’da bir dünya müzesi açma hayalim var.

Sanat iyileştiriyor, güzelleştiriyor, özgürleştiriyor… Sana şöhret, başarı, zenginlik getirdi… Peki sana ne yaptı asıl? Yani seni nasıl dönüştürdü? O eski Ahmet’ten eser yok mu? Yoksa hep derinlerde bir yerlerde çimento torbalarına resim yapan Ahmet duruyor mu?

Adeta bir ritüelin içindeymişçesine çalışıyorum. İşlerimde temel diyebileceğim bir özellik tekrarlar. Bunları satır satır çizmek, saatlerce durmadan tekrar etmek için de konsantre olmam gerekiyor. Hatta bu durumu ben “manik” kelimesiyle tanımlıyorum. İşlerim ender rastlanır bir odaklanma yetisi ve sabır istiyor. Sanatın, benim üzerimdeki iyileştirici gücünü şu şekilde özetleyebilirim: Sanat beni tamamıyla etkisi altına alıyor. Yaratıcılık, insanın yitirmemesi ve üstüne titremesi gereken, beslemesi gereken niteliği. İçe doğru bakmayı unutmadan yaşamayı öğrendim ve sanatın gücüne de sonsuz bir biçimde inanıyorum. Beni motive eden şeyler zenginlik, başarı ya da şöhret olmadı hiçbir zaman. Aksine yaratma tutkumun peşinden gitmek ve sesimi duyulur hale getirmek oldu. Yaşamımın önemli eşiklerini de kendi dilimi oluşturma sürecinde edindiğim serüvenler oluşturuyor.

Doğu ve batı kültürlerini tanımak, özümsemek, her iki kültürün klasikleriyle zenginleşmek, halk kültürünü, toprak kültürünü özümsemek ve özerk kalabilmek. Bu birikimden de yeni bir dil yeni bir sanat dili, yeni bir anlatım dili oluşturmaktan bahsediyorum. Gençliğim ve hatta çocukluğuma kadar izini sürebileceğim bir arayışı, tutkuyu görüyorum kendimde. Yolculuğumun yönü sadece doğudan batıya doğru değil. Aynı şekilde batıdan doğuya doğru olduğunu da düşünüyorum.

Dünyanın dört bir yanını geziyorsun, hiç yaşamadığın ama kendini garip bir şekilde ait hissettiğin, gözlerini kapatıp orayı düşündüğünde mutlu olduğun, ruhunun beslendiği bir yer var mı?

4000 yıllık Babil şiiri olan Gılgamış’ın yazıldığı dönemde yaşamak ve bu şiiri resmeden kişi olmak isterdim. Şiirde adı geçen kent belki de sadece düşlerde var olmuştur. Ya da tam olarak neresi buna pek emin değilim. Bu soruların cevaplarını bilsem bile orada yaşamayı ister miydim, onu da bilmiyorum. Bir yere tekrar yerleşmek gibi bir arayışım yok ama olsaydı da doğduğum toprakları tercih ederdim.

Güneştekin’in sergi takvimi epey dolu. Bu yıl içinde, 1 Ekim–31 Mart tarihlerinde Bakü’de Heydar Aliyev Center’da kişisel sergisi açılacak. 8 Kasım-31 Aralık tarihlerinde ise Pilevneli Gallery Mecidiyeköy’de büyük bir sürprize hazırlanıyor. 2020 yılı içinde ise Moskova Modern Sanatlar Müzesi’nde, Tiflis’de Zurab Tsereteli Modern Sanat Müzesinde kişisel sergileri gerçekleşecek. Bunca koşturmasının arkasında ise memleketi Batman’a kurmayı hayal ettiği ve ilk adımlarını attığı Modern Sanat Müzesi var….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

RENGARENK KASELER

Sonraki Haber

TARİHİ İSKELEDE YEMEK