Hande Doğandemir “İstanbul Keşfetmekle Bitmez”

Son olarak ‘Muhteşem Yüzyıl Kösem’ dizisinde hayat verdiği Turhan Sultan rolüyle izlediğimiz Hande Doğandemir ile Sedef Adası’nda buluştuk. İstanbul’u eşsiz ve ilham verici bulan oyuncu, “İstanbul’da her gün yeni bir mekanla karşılaşıyoruz” diyor. Adanın ruhumuza iyi geldiği bir günde geriye kalan kareler ve tüm yalınlığıyla Hande Doğandemir karşınızda.

Yazı BURÇAK ŞENER Fotoğraflar SERHAT HAYRİ Moda Editörü ANIL CAN Makyaj UFUK CELEP Saç NURİ ŞEKERCİ
Fotoğraf Asistanı BURAK ELMALI Moda Editörü Asistanları ECE AGIÇ, MUHAMMET İLOĞLU Saç Asistanı İSMAİL İNAN Mekan ELİO SEDEF

Kapak konuğumuz Hande Doğandemir ile çekim için Sedef Adası’nın yollarına düştük… Çekim mekanı için ne kadar doğru bir karar verdiğimizi ise çekim sonrası röportaj yaparken fark ettik, aslında o tam bir ‘ada insanı’… Bu cümleyi neden kurduğumuzu ise birazdan anlatacağız ama öncelikle Hande Doğandemir’den biraz bahsetmek isteriz. Huzur veren hali, içtenliği ve doğal oluşu ile o kesinlikle alışık olmadığımız bir karışım.

Samimiyeti ve sıcaklığıyla çekim boyunca kalbimizi fetheden Hande Doğandemir, kendi gibi olmaktan hiç vazgeçmemiş. Sakin halini Ankaralı oluşuyla rahatlıkla bağdaştırabiliriz çünkü kendisi de Ankara’yı ‘dingin ve sakin’ kelimelerinin altını çizerek anlatıyor. Bundan mütevellit “İstanbul’da bile Ankara’yı andıran, sakin yerlerde yaşamayı tercih ediyorum” diyor.

Ankara’dan İstanbul’a yerleştiği dönemden bu yana değişmeyen en önemli şey ise heyecanı! Oyunculuğa ilk başladığı dönemleri de, son olarak canlandırdığı ‘Turhan Sultan’ karakterini de aynı heyecanla anlatabiliyor ve hiç kuşkusuz başarılı oyunculuğunun arkasında yeteneğiyle beraber, heyecanının tazeliğini koruması yatıyor.

Yazının başında bahsettiğimiz ‘ada kadını’ benzetmesine gelirsek, enerjisini denizden alan bir kadına bu benzetmeyi yapmakta hiç de haksız sayılmayız. “Denizin kokusu bile enerjimi tazelemem için yetiyor bana” diyen Hande Doğandemir’e “İstanbul olmasa nerede yaşamak isterdiniz?” diye sorduğumuzda ise “Küçük, sakin, deniz kenarında bir yerde olmak istiyorum” diyor ve ekliyor: “Önümüzdeki yıllarla ilgili planlarımdan birisi de bu.” Romantik kıyafetler ve sade tonların başrolde olduğu, Hande Doğandemir’in doğallığı ve enerjisiyle tüm ekibe sıcak bir günün bütün yorgunluğunu unutturduğu bir çekim gününden kalan şahane kareler ve keyifli sohbet sayfalarımızda…

Hikayesi Ankara’da başlamış ve hayatının büyük bir kısmını Ankara’da geçirmiş birisi olarak İstanbul ve Ankara karşılaştırması yapsanız bize ne söylersiniz?
Her Ankaralı gibi ben de o dinginliği, sakinliği seviyorum. İstanbul’da bile Ankara’yı andıran sakin yerlerde yaşamayı tercih ediyorum. Kendinizi çok daha güvende hissettiğiniz ama aynı zamanda soğuk bir enerjisi vardır Ankara’nın. Tarihi yerleri yok denilecek kadar azdır, sosyal hayatınızı kendi imkanlarınızla renklendirirsiniz ama harika dostluklar kazandırır size tüm bu imkansızlıklar. İstanbul ise tam bir cümbüş, çok kültürlü yapısı, tarihi dokusu, çok çeşitli mekan ve aktivite alternatifleriyle çok çekici tabii ki. Keşfetmekle bitmeyecek bir şehir, bu karmaşa sizi yorup yalnızlaştırabilir, o da zor tarafı İstanbul’un..

Melankolik şehirdir derler Ankara için, sizce de öyle mi?
Evet, ben öyle olduğunu düşünüyorum. Melankolik, gri ama aynı zamanda hayatımınn en güzel ve en eğlenceli dönemini de Ankara’da yaşadım. Ankara’nın sizi içinize, kendinize döndüren bir enerjisi var, böylece en yakınınızdaki insanlara sarılırsınız. Bu nedenle en iyi dostluklar orda kurulur. Hala hayatımdaki en yakın arkadaşlarım Ankara’dan beri benimle..

İstanbul’a ilk yerleştiğiniz yıllarda en çok hangi konularda zorlandınız?
Tabii ki hayatta kalma savaşı verdiğim bir süreç geçirdim. Ne yapacağımı, nasıl ayakta kalacağımı bilemiyordum, çünkü en yakınımdaki insanlar bana destek olsa da tek başıma kalkıp İstanbul’a gelip istediğim her şey için bir yolculuğa çıkmıştım..

DENİZİ GÖRMEK,DUYMAK,KOKUSUNU BİLE HİSSETMEK ENERJİMİ TAZELİYOR.

Bildiğimiz kadarıyla tek çocuksunuz… Nasıl bir çocukluktu sizinki?
Kardeş özlemi çektiğim ya da yalnız hissettiğim bir çocukluk geçirmedim. Ailem özellikle buna çok dikkat etti. Begüm ve Şebnem adında iki kuzenim ve ben beraber büyüdük. İlkokulda bana “Kaç kardeşsiniz?” diye sorduklarında “Üç kardeşiz” dermişim.. Sokakta oynayarak geçen keyifli bir çocukluk dönemidir hep hatırladığım.

Çocukluk hayallerinizin içinde oyunculuk var mıydı?
Yatağıma yattığımda kendimi sahnede dans ederken ya da şarkı söylerken hayal ederdim hep… Öyle de geçti çocukluk dönemim zaten ama bir gün mesleğim olacağının farkında değildim elbette… Bilinçaltımda orada olmak varmış hep demek ki.

Kamera karşısına ilk kez geçtiğiniz günü hatırlıyor musunuz? Nasıl hissetmiştiniz?
Evet, hatırlıyorum, kendimden beklemediğim kadar soğukkanlıydım ama elimi kolumu nereye koyacağımı da bilemeye cek kadar acemiydim. Hepsi güzel bi deneyimdi.

Her oyuncunun ‘keşke ben canlandırsaydım’ dediği bir rol vardır muhakkak. Sizin hayalini kurduğunuz bir rol var mı?
Çok oluyor açıkcası. İzlediğim bir filmde, okuduğum bir kitapta mutlaka ruhuma dokunan bir karaktere denk geliyorum. Hep dönem işinde yer almak istemiştim, o da oldu şimdi. Hem de hayal ettiğimden de güzel ve ters köşe bir karakterle!

Oyunculuktan öncesine baktığımızda kamera arkası deneyiminiz de var. İlerleyen dönemde tekrar böyle bir hedefiniz var mı?
İlk olarak bu maceraya kamera arkasında başladım, bugün beni besleyen en özel deneyimler oldu o zamanlarım. Çok keyif alarak öğrendim, o nedenle bir gün tekrar bir projenin mutfağında yer alabilirim. Aslında bir projenin kağıt üzerindeki hali, teknik kısmı, hazırlık dönemi benim için oyunculukla bir bütün. En azından benim ilgimi çektiği için ben hepsini ‘bir’ olarak düşünmeyi seviyorum.

Son olarak ‘Muhteşem Yüzyıl Kösem’ dizisine dahil oldunuz. Dizide hayat verdiğiniz Turhan Sultan’ı birkaç cümle ile anlatmanızı istesek…
Çok sert, kusursuz, hırslı bir kadın gibi görünse de Sultan İbrahim’den hiç sevgi görmemiş, onu sevsin diye gözünün içine bakmış ve tek derdi oğlunu gözünü iktidar hırsı bürümüş herkesten koruyabilmek… Yaptığı her şeyde haklı nedenleri olan güçlü ve akıllı bir kadın Turhan.

İSTANBUL TAM BİR CÜMBÜŞ, ÇOK KÜLTÜRLÜ YAPISI, TARİHİ DOKUSU,ÇOK ÇEŞİTLİ MEKAN VE AKTİVİTEALTERNATİFLERİYLE ÇOK ÇEKİCİ.

Gerçek bir karakteri canlandırmak nasıl bir deneyimdi? Role nasıl hazırlanmıştınız?
Çok heyecanlandım, role hazırlanmak için gerçekten çok az bir zamanım vardı. Dört bölüm de uzun ve zor bir dönem anlatılacaktı, o nedenle olabilidiğince çok kaynaktan Turhan’a ve döneme ait bilgiler okumaya çalıştım. Yönetmenimiz ve ekibi çok yardımcı oldu bu konuda.

Oyunculuk dışında kalan zamanlarınıza gelirsek… Bir gününüz nasıl geçiyor?
Genelde evde vakit geçirmeyi seviyorum, evde değilsem arkadaşlarımla yemek yemek, kahve içmek için buluşurum. Olabildiğince tüm oyunları takip etmeye çalışıyorum. Kendimi geliştirecek her türlü etkinliğe yer açmaya çalışıyorum hayatımda. Yogayla tanıştım son zamanlarda, bana en iyi gelen şey oldu.

Peki tatil? Bu sene hangi rotaları tercih edeceksiniz?
Henüz hiçbir plan yapmadım açıkcası, spontane gelişen rotalar her zaman planlanandan daha keyifli oluyor.

Bu sıralar en çok neyin hayalini kuruyorsunuz?
Kariyerimin, ileride kurmak istediğim hayatın hayalini kuruyorum. Hayat şartları her zaman hayallerinizi tamamıyla gerçekleştirmenize izin vermeyebiliyor ama bazen akışına bıraktığınızda, hayal ettiğinizden de güzeli gerçekleşiyor. O yüzden hem hayal edip, hem de gerçekçi olmaya çalışıyorum..

10 yıl sonra nasıl bir kadın olmayı diliyorsunuz?
Bugünden öğrendikleriyle inandığı yoldan gitmiş ve ideallerine ulaşmış, henüz ulaşamadıkları içinse aynı heyecan ve motivasyonla yoluna devam eden, huzurlu ve mutlu bir kadın olmayı diliyorum.

Biraz yalnız kalmak, kafanızı dinlemek istediğinizde şehirde kaçış noktalarınız nereler oluyor?
Denizi görmek, duymak, kokusunu bile hissetmek enerjimi tazeliyor. Deniz kenarında, sakin bir yerde olmayı tercih ederim.

Bu sıralar şehirde yeni keşfettiğiniz bir yer var mı?
İstanbul’da yeni bir yer keşfetmemek mümkün değil. Her yeni gün yeni bir mekanla karşılaşıyoruz. Bu hem yetişmesi zor, hem de farklılık sevenler için çok keyifli bir durum. Ayrıca henüz İstanbul’un hiç görmediğim sokakları, mahalleri vardır. Setler sayesinde bir çoğunu gördüm ama yine de İstanbul keşfetmekle bitmez.

Peki, size en çok ilham veren yer neresi?
İstanbul için soruyorsanız Boğaz manzarası bence eşsiz bir görüntü ve çok ilham verici. Onun dışında tarihi dokusu korunmuş Avrupa şehirlerini de çok seviyorum, bambaşka bir enerjisi var.

Son olarak, İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?
Çok daha küçük ve sakin, deniz kenarında bir yerde olmak isterdim. Önümüzdeki yıllarla ilgili planlarımdan birisi de bu…
HEP DÖNEM İŞİNDE YER ALMAK İSTEMİŞTİM, O DA OLDU ŞİMDİ. HEM DE HAYAL ETTİĞİMDEN DE GÜZEL VE TERS KÖŞE BİR KARAKTERLE…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

Alaçatı’nın yeni gözdesi

Sonraki Haber

İstanbul'da plaj keyfi