İstanbul efsaneleri: Zeus aslında ‘Boğaz’ çocuğu muymuş?

0
134
“Juno (Hera) Jupiter (Zeus) ve Io’yu keşfediyor”- Pieter Lastman, 1618

Türkiye’de kültür turizminin öncüsü olan FEST Travel, bu yıl 35. yaşını doldurdu. Kutlamaları fırsat bilip soluğu acentenin kurucusu Faruk Pekin’in yanında aldık ve İstanbul’un bilinmeyen efsanelerini dinledik. BERNA ABİK

BİZ ‘BOĞAZİÇİ’ SANIYORDUK MEĞER ‘İNEK GEÇİDİ’YMİŞ

Kentin kuruluş öykülerinden birincisi Zeus’a aittir. Efsaneye göre baştanrı Zeus, günün birinde Argos Kralı ve Argos Nehri Tanrısı İnahos’un İo adlı güzelliğiyle ünlü kızına âşık olur. Zeus’un eşi, tanrıça Hera durumu öğrenince kıskançlığını gizlemez. Zeus da Hera’nın öfkesinden korumak için kızı beyaz bir inek biçimine sokar. Ancak Hera, Zeus’tan ineği ister ve başına yüz gözlü dev Argos’u bekçi olarak diker. Zeus, tanrıların ulağı olan Hermes’i gönderip Argos’u öldürtür. Hera, bu kez ineğe bir atsineği musallat eder. İnek biçiminde- ki İo, atsineğinden kaçmak için yüzerek karşı kıyıya, bir kıtadan diğer kıtaya geçer ve böylece Boğaziçi’nin Yunanca adı olan Bosforos sözcüğü (İnek Geçidi) ortaya çıkar.

ATSİNEĞİNDEN KAÇARKEN HALİÇ’TE TANRIÇA DOĞURMAK
İo, atsineğinden kaçarken Haliç’in sonunda Kidaros (Alibey) ve Barbizes (Kâğıthane) dereleri arasındaki tepede, Zeus’tan olan kızı Keroessa’yı doğurur. Keroessa’yı su perilerinden (belki de bir Trak tanrıçası) Semestra büyütür. Tarihçiler bu tepede bir ‘Semystra’ tapınağının yer aldığını söylerler. Keroessa zamanla Keras’a, yani ‘boynuz’ sözcüğüne dönüşür. Hrisokeras; Altın Boynuz, yani Haliç sözcüğü de Keroessa’dan türetilmiş olsa gerek.

Faruk Pekin

BOLLUK BOYNUZU

Keroessa, Zeus’un ağabeyi denizlerin tanrısı olan Poseidon’dan hamile kalır. Çocuk Haliç’te doğar ve Bizas adını alır. Bizia adlı Trakyalı bir su perisinin büyüttüğü bu çocuk daha sonra Bizantion kentini kuracaktır. Haliç, ‘koy’, ‘körfez’ anlamında Arapça bir sözcük. Ama İstanbul’un en özgün yerinin özel ismi haline gelmiş. Belli başlı Batı dillerinde ise Altın Boynuz olarak adlandırılıyor. Strabon’a bakılırsa, Haliç zaten boynuza benzediği icin öyle adlandırılmış. Boynuz, hemen mitolojideki bereketli boynuz simgesini cağrıştırır; Bolluk Boynuzu. Haliç’te bol balık olması, verimli topraklarla çevrili bulunması ‘altın’ sıfatını getirmiş olabilir. Kimilerine göre ise günbatımına doğru güneş altında kalan sularının ışıl ışıl parıldaması nedeniyle Haliç, ‘altın’ sıfatını kazanmış ve böylece ortaya Hrisokeras (Altın Boynuz) sözcüğü çıkmıştır. Doğu Roma döneminde yalnızca Keras (Boynuz) adı kullanılmış. Bazıları Barbizes’in Bizas’ın hocasının adı olduğunu, bazıları da mitolojinin en ünlü kahramanları olan Argonotlara ve onların lideri İason’a deniz rehberliği yapmış kişinin adı olduğunu belirtir. Kimine göre de yerel bir kahramandır.

APOLLON SAĞ OLSUN

Bir başka söylence de efsaneyi şöyle devam ettirir; Bizas, Apollon ve Poseidon’un yardımıyla kurduğu kenti surlarla çevirir. Trakya Kralı Haimos kente saldırdığında onu yener ve geri çekilmesini sağlar. Ancak Trakyalıları kovalarken Bizantion, İskitlerin saldırısına uğrar. Fakat Bizas’ın karısı Fidaleya diğer kadınlarla birlikte saldırganların karargâhına yüzlerce yılan atarak onları püskürtür.

İkinci bir söylenceye göre Bizas, Trak su perisi Semestra’nın Trak kralı olan oğlu- dur. Uzmanlara göre Bizas bir Trak adıdır. Bizas’ın Trakya dağlarında yetişmesi, Trak kralı Melias ile dostluğu, Trakyalı kaynak perisi Byzia’nın varlığı, Byzia = Vizia = Vizie dönüşümüyle bugün Trakya’da Vize adlı yerleşimin bulunmasının önemli öğeleri- dir. Diğer yandan Bizas’ın Bizantion’un ileri dönemlerinde var olduğunu, hatta bugünkü Sultanahmet’te bir tapınağı- nın ve hamamının bulunduğunu bildi- ğimiz Zeus-Hippios ya da Zeuksippos kültü, Trak ve Batı Anadolu-Eski Yunan kültürlerinin Bizantion’da örtüştüğünü gösterir.

BUGÜNÜN HIPSTER CENNETİ DÜNÜN KÖRLER ÜLKESİ
Batılı kaynakların daha önemli buldukları, gerçekte MS 1. yüzyılda yaygınlaşan bir üçüncü rivayete göre Bizas, Yunanistan’dan gelerek bugünkü Sarayburnu’nda koloni kuran Megaralı kolonistlerin reisidir. Kral Nisos’un oğlu Bizas MÖ 667’de, kenti kur- madan önce yaygın geleneğe göre ünlü Delfi Tapınağı’na kenti nerede kuracağını danışır. Kâhinler Bizas’a kenti ‘körler ülkesi karşısında’ kurmasını söyler ve böylece Sarayburnu’ndaki güzelliği fark edemeyip Halkedon’da (bugünkü Kadıköy) MÖ 685 yılında bir yerleşim kurdukları belirtilen diğer Megaralıları ‘kör’ olarak niteler. Komutan Bizas da gelip Haliç ile Boğaz’ın birleştiği yerde yani bugünkü Sarayburnu’nda bir kent kurar. Herodotos da Daryuş’un komutanlarından Megabazos’a, Halkedonlular için benzeri güzelliği göremeyen ‘körler’ nitelemesini yaptırır. Megabyzas olarak da geçen bu adın Byzas ile benzerliği ilgi çekicidir.

RÖPORTAJ: BERNA ABİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here