“İSTANBUL VAZGEÇİLMEZ BİR ŞEHİR”

Oyuncu, model, stil danışmanı… On parmağında on marifet bir isim o. Güçlü ve mesafeli duruşunaysa aldanmayın, kendisiyle kısacık bir sohbet onun ne kadar eğlenceli ve samimi bir insan olduğunu anlamanıza yetiyor. ‘Kadın’ dizisiyle ekranlarda izlediğimiz Ahu Yağtu ile şehrin en nostaljik ruhlu semtlerinden Karaköy’de dizisini, İstanbul’u ve modayı konuşmak için buluştuk.

Röportaj: Burçak Şener Fotoğraf: Mert Terliksiz Moda Editörü: Şeyda Sözüer

Saç: Akın Ünal Makyaj: Elif Girgin Mekan: 10 Karaköy

 

İlk izlenim olarak mesafeli ve güçlü bir duruşunuz var. Fakat hiç süphesiz sizinle kısa bir süre vakit geçirdikten sonra esprili ve eğlenceli biri olduğunuz hemen belli oluyor. Siz Ahu Yağtu’yu tanımayan birine kendinizi nasıl tarif edersiniz? 

Vallahi siz pek güzel anlatmışsınız, bana ekleyecek çok fazla bir şey kalmadı (gülüyor). Sakin ve huzurlu bir yapım vardır, kolay kolay sinirlenmem, durumu kavrayıp olaylara objektif yaklaşmaya çalışırım. Genel olarak önceliğim anlayış, hoşgörü, açıklık ve netliktir.

Modellik, oyunculuk, stil danışmanlığı… Çok yönlü ve on parmağında on marifet diye bahsedilen insanlardansınız. Hangisi sizin için ağır basıyor ve ön planda peki?  

Bu dönemde elbette oyunculuk ağır basıyor. Esasında her zaman oyunculuk ağır basıyordu, modellik kariyeri ona bir zemin hazırladı, ardından buradaki ve yurt dışındaki eğitimler basamak oluşturdu. 2001 yılından bu yana yer aldığım dizi projeleri ve yarışma programları da bu alanda pratik yapmamı ve tecrübe edinmemi sağladı diyebiliriz. Dizi projemin olmadığı dönemlerde ise stil danışmanlığı, moda editörlüğü, vintage ürünler sattığım mağazacılık konularıyla ilgilendim.

Geçtiğimiz sezonun en sevilen işlerinden birisi olan ‘Kadın’ dizisinin kadrosundasınız. Sizce dizinin bu kadar başarılı olmasının sebebi ne? 

Bu projenin başarılı olmasında birçok etken var aslında. Hikaye çok güçlü, kadınların şu hayatta ne gibi güçlükler yaşayıp nelerin üstesinden geldiklerini, dirençlerini, zaafiyet alanlarını, başarılarını mutluluklarını çok sıcak ve samimi bir dille anlatmakta. Seyirci çok kurgulanmış bir şey izlemiyor. Kendi hayatımızla empati kurduğumuz pek çok konu bu hikayede mevcut. Cast ve oyunculuklar nefis ve çok doğal. İzleyici artık samimi ve kendinden bir şeyler bulduğu projeleri tercih ediyor. Bu da ‘Kadın’ dizisinin parlamasında büyük rol oynuyor.  

Canlandırdığınız karakteri bir de sizden dinlesek…

Pırıl karakteri, kültürlü, eğitimli, kocasını ve ailesini çok seven, sahiplenen, vicdanlı, insancıl ama savaşçı bir kadın profili çiziyor.

Canlandırdığınız karakterleri geliştirmek için nasıl yöntemler izlersiniz? 

Karakterle ilgili pek çok sorum olur ilk etapta. Bu soruları ince ayrıntılara girerek detaylandırırım. Senaryodaki sahneler ve getirdikleri çok önemli, sahneyle ilgili ilk hissiyat her zaman doğru olmayabiliyor. İyi hissettiğim noktayı bulana kadar okurum anlamaya çalışırım. Hala soru işaretim varsa yönetmenime danışırım. 

Biraz da annelikten bahsedecek olursak, anneliğin en sevdiğiniz tarafı ne? 

Sevgi, sevmek ve sevilmek kısmı bence bu olayın keyifli tarafı. Gerçekten hiçbir şeyle değişilmez duygular yaşıyorsunuz, bu konuda çok şanslıyım. Sevgisini ifade etmekte sınır tanımayan bir oğlum var. Diğer taraftan kişisel gelişim için annelik uçsuz bucaksız bir alan. Her türlü duyguyu ve durumu yaşamaya açık hale gelip, bunu gözlemleyip kendinize adapte ediyor olmak bana çok farklı tecrübeler yaşattı. Ayrıca planlı programlı olmak durumundayız. Haftalar, günler ve saatler etrafında bir hayat kurguluyorsunuz. Bu hem çocuğunuz hem de sizin için hayatınızda konfor sağlayan bir unsur. 

Anne olduktan sonra kendinizde fark ettiğiniz değişiklikler neler oldu? Törpülediğiniz ya da öne çıkardığınız yanlarınız neler oldu sizce? 

Anlayış, gözlem, neden sonuç ilişkileri, kişisel kontrol, özgüven, sonsuz sevgi ve saygı, farkındalık, açıklık ve netlik kavramlarını iyice özümsedim.

Oğlunuz ile beraber bu şehrin tadını nasıl çıkarmayı seviyorsunuz? 

Ben çok uzun yıllar Bebek’te oturduğum için hala orayla ilgili alışkanlıklarım devam etmekte. Kemal’le birlikte Arnavutköy’deki ve Bebek’teki dondurmacıları bol bol ziyaret ediyoruz, deniz kenarında yürüyüş yapmak ve parkta oynamak bize iyi geliyor. Bazen tarihi yerleri de gezmekten hoşlanıyoruz, en son Galata Kulesi’ni ziyaret ettik. Vapura binip karşıya ya da Adalar’a gideriz. Yakın planlarımız arasında Dolmabahçe Sarayı’nı gezmek var. 

İlham kaynaklarınız nelerdir?

Editorial çekimler, defileler, sinema filmleri ya da diziler, bir şarkı, bir video klip ilham kaynağım olabilir. Nostaljik şarkılar ya da çekimler hayal gücümü tetikler…

Stresli anlarda kendinizi rahatlatmak için neler yaparsınız? Var mıdır özel bir ritüeliniz?

Diyafram nefesiyle kendimi sakinleştirmeye çalışırım, gerisi gelir zaten…

Modaya gelecek olursak, tarzı en beğenilen isimlerden birisiniz. Siz kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız? 

Teşekkür ederim. Artık vintage ürünleri ne kadar sevdiğimi belirtmeme gerek yok. Onlarla günlük basic ürünleri karıştırmayı seviyorum. Eklektik bir tarzım var, farklı ürünleri karıştırmayı tercih ediyorum.

Kısa yoldan şık ve stil sahibi görünmenin püf noktalı neler sizce? 

Günümüzde sosyal medyadan sebeplenip giyinmek, bir stil oluşturmak oldukça kolay fakat her şey herkese uymayabiliyor maalesef. Biraz kendini tanımak, köklerini unutmamak, takip etmek ve zevk sahibi olmak da gerekiyor. Hazır giyim markaları bu ihtiyacı oldukça güzel karşılıyor.

Bugüne kadar aldığınız en iyi stil tavsiyesi nedir?

Elbette Coco Chanel’in ikonik cümlesi: Moda geçicidir, stil ise kalıcı!

Gardırobunuzu açsak en çok hangi parça ile karşılaşırız? 

Pantolon ve sweatshirt.

‘AU Vintage’ isimli bir markanız var. Vintage ürünlere olan ilginiz nasıl başladı? 

Küçüklüğümden gelen bir tutku. Ailenin hanımları hep iyi giyinirdi, onların kullandıkları aksesuarlar, giysiler ve ev eşyaları her zaman ilgimi çekerdi. Babaannemle birlikte onun evinde büyümem bu tutkumun başlangıcıdır.

Sizin şehirde en beğendiğiniz vintage butikler nereler? 

Buradaki vintage butiklerin hepsini incelemedim fakat sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla çok ikonik parçalara rastlamadım. Vintage parçaları genellikle yurt dışından topluyorum.

Alışveriş için en sık nereleri tercih edersiniz? 

Neye ihtiyacım varsa alışverişimi ona göre planlarım. Fazla marka meraklısı olduğumu söyleyemem. Basic ve vintage parçalar ilgimi çekiyor daha çok. Bu anlamda M&S, Zara, Beymen gibi mağazalara mutlaka uğrarım.

AHU YAĞTU’NUN İSTANBUL’U

İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatacaksınız. En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu?

Kozmopolit, tarihi doku ve Boğaz.

İstanbul’un en sevdiğiniz tarafları nelerdir?

Tarihi dokusu, sürpriz lokasyonları ve sizi içine çeken kaosuyla vazgeçilmez bir şehir İstanbul.

İstanbul deyince gözünüzün önüne ilk gelen fotoğraf ne oluyor?

Tabii ki Boğaz ve köprüler…

Şehirde keşfettiğiniz bir yer var mı?

Anadolu Yakası’ndan oldukça keyif almaya başladım. Kuzguncuk ve Moda özlediğimiz lokal tatları hala barındırıyor.

İstanbul’da en sevdiğiniz semt?

Bebek.

Bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?

Mahalle kültürünü hala yaşatabilenler, sokak satıcıları ve gençlerimiz.

İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?

Pek bir şey yapmaya gerek yok bence, tanışmak yeterli…

Şehrin en iyi kavuşma mekanı sizce neresi?

Haydarpaşa Garı.

Şehirde şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri hangisiydi?

Rolling Stones konseriydi.

Bu şehre en çok hangi sanatçının gelmesini isterdiniz?

Depeche Mode.

Bu şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge hangisi?

Dolmabahçe Sarayı ve Galata Kulesi.

Akşam yemeği için tercih edeceğiniz üç yer?

Inari, Sunset ve Sur Balık.

En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?

Kuruçeşme ve Rumeli Hisarı hattı.

Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?

Divan Bebek.

En çok sevdiğiniz eğlence mekanı neresidir?

Halet-i Ruhiye.

Sokaktan ne yemeyi seversiniz?

Kestane.

İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?

Urla’da yaşardım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

Sağlık için koştular

Sonraki Haber

KANYON’UN YENİ LEZZET ADRESİ