Kulaklıklar hazırsa yeni nesil tiyatro için play tuşuna basalım

0
640

Dijital dünyada yayımlanan Podacto bir sesli tiyatro oluşumu. Kendi deyimleriyle bir ‘kulak tiyatrosu’ deneyimi. Çağdaş tiyatro anlayışı ve yaratıcı ses tasarımlarıyla hikâye anlatıcılığına yeni bir soluk getirmek için yola çıkan Nisan Ceren Göçen ve Faruk Özerten’le platformu konuştuk. BERNA ABİK

Podacto isminin anlamı nedir?
Faruk Özerten: Oyunları podcast formatında, düzenli aralıklarla yayımlama fikriyle yola çıktık. Hem podcast’in güncel konu işleme özelliğinden ayırmak istediğimiz için hem de metin ve oyuncu performansı üzerine kurulu olacağı için İngilizce oyunculuk anlamına gelen ‘acting’ ile birleştirdik ve böylece Podacto ismi çıktı ortaya.

Faruk Özerten

Bir tiyatro yapımcısı ile film yapımcısı nasıl bir araya geldi?
Nisan Ceren Göçen: İkimizin de sahne sanatları ve film alanlarında farklı yapımcılık deneyimlerimiz vardı, fakat bizi bu projede asıl bir araya getiren ikimizin de audio-drama ve sesli kitaplara olan ilgimiz oldu. Özellikle karantina döneminde düzenli olarak tiyatro metinleri okuyor ve podcast dinliyordum, Faruk da aynı şekilde dijital içerikleri yakından takip ediyordu. İki farklı ama yakın disiplinin iki yapımcısı olarak beraber düşünmek ve üretmek projenin gelişimi açısından oldukça verimli oldu.

Faruk Özerten: Pandemiden en çok kültür-sanat sektörü etkilendi. Set çaycısından oyunculara kadar sektörün tüm bileşenleri süresi bilinmez bir durağanlığa sürüklendi maalesef. Bu sırada da dijital dünyada yeni ve yaratıcı işler yapılmaya başladı. Nisan’ın tiyatro konusunda ciddi bir deneyimi var. Durmak yerine hareket etmek istedik. Film işlerinden tanıdığımız yetenekli ses tasarımcılarını ve oyuncuları da harekete geçirdik ve kayıtlara başladık.

“Kör bir sanatsever olarak mikrofona oynanan tiyatro oyunları, sahnesine gidemediğim bugünlerde özellikle heyecanlandırdı beni. Belki de sanata erişebileceğim yeni bir kapıdır @podacto, kim bilir”

Nisan Ceren Göçen

Sesli kitap okuma fikrine alışamayanlar olsa bile, ‘kulak tiyatrosu’ fikrine hemen alışılmış gibi gözüküyor. Bunun sebebi radyo tiyatrosu alışkanlığı olabilir mi?
Nisan Ceren Göçen: Podacto’yu anlatırken yeni nesil radyo tiyatrosu diyoruz. Hatta bir gazeteci arkadaşımız ‘radyo tiyatrosunun torunu’ diye de tanımladı. Köklü ve çok kıymetli radyo tiyatrosu kültüründen ve ruhundan beslenerek, hem kreatif hem de teknik anlamda yeni nesil işitsel bir deneyim yaratmayı hedefliyoruz. Tanıdık ve nostaljik hissiyatı tutuyor, onu günümüzün ses tasarım olanaklarıyla yeni bir deneyime dönüştürüyor olmamızın etkisi olabilir bu.  Biz her şekilde iyi bir metnin kendini ortaya çıkaracağına inanıyoruz. Özellikle işitsel mecra için yazılmış özgün oyunlarla da bu deneyimi geliştirmek için çalışıyoruz. Belki de gözleri kapatıp ses üzerine hayal kurmak iyi gelmiştir dinleyicilere.

‘Müdahale’, Mike Bartlett’ın kaleminden, Damla Sönmez ve Ushan Çakır’ın sesinden bir insanın ve ülkenin hayatına ne kadar müdahale edebileceğimizi sorguluyor.

HAYAL GÜCÜNE DAYALI BİR DENEYİM

İlgi daha çok radyo tiyatrosunu deneyimlemiş olan yaş grubundan mı? Yeni kuşağın ilgisi nasıl?
Nisan Ceren Göçen: Radyo tiyatrosu kültürünü deneyimlemiş ve deneyimlemeye fırsatı olamamış, kuşak olarak yetişememiş herkesin ilgisini çekiyor aslında. Tiyatroyla, tiyatro metinleri ile ilgisi olmayan dinleyiciyi de yakaladığını ve yakalayacağını düşünüyoruz. Genel olarak çok güzel yorumlar alıyoruz. Çağı yakalayan ve deneyim odaklı bir proje olmasının etkisini artırdığına dair görüşler alıyoruz ‘yeni kuşak’ diye adlandırabileceğimiz genç dinleyicilerimizden. Bu tür bir heyecan yaratabilmiş olmak bizi proje üzerine daha şevkle çalışmaya itiyor kuşkusuz.

Sesli kitaptan farklı olarak Podacto’da ortam sesleri de var. Podacto’yu  farklı bir deneyim kılan bu mu sizce?
Faruk Özerten: ‘Kulak tiyatrosu’ ile dinleyiciye ‘spektral’ – hayal gücüne dayanan bir deneyim yaşatmayı hedefledik. Ses tasarımında sadece metnin dinlenmesi üzerine değil, metinde olup bitenlerin dinleyicinin imgeleminde bir yer bulması ve yeni bir kapı açması üzerine çalışıyoruz. Bu etkinin yaratılabilmesindeki en önemli araçlardan biri de foley. Yani ayak sesleri, tabak, çanak, bardak, içmek, kıyafet hışırtısı gibi tüm sesler. Bunların yanında oyunların geçtiği mekânların ortam seslerini mümkün olduğu kadar gerçek bir şekilde oyunlara entegre ettik, sinema filmlerinin de ses tasarımlarını yapan ekiplerle çalıştık.  Bu konuda yakın gelecekte yeni denemelerimiz ve teknoloji entegrasyonlarımız olacak.

İyi niyetli sosyal ilişkilerin alabileceği tehlikeli hali, Fabrice Roger-Lacan’ın ‘Kuçu Kuçu’ oyununu, Kerem Ayan’ın rejisi, Gonca Vuslateri ve Selen Uçer’in seslendirmesiyle dinleyebilirsiniz.

Twitter’da bir takipçiniz: “Kör bir sanatsever olarak mikrofona oynanan tiyatro oyunları, sahnesine gidemediğim bugünlerde özellikle heyecanlandırdı beni. Belki de sanata erişebileceğim yeni bir kapıdır @podacto, kim bilir” demiş…
Nisan Ceren Göçen: Ne güzel demiş, çok mutlu etti bu yorum bizi. Podacto, yeni işitsel bir dinleme biçimi merakından yola çıktı. Bu yolculukta her yeni içerik üretiminde yeni şeyler öğreniyoruz biz de. Böyle yorumlar almak da bizi hem mutlu ediyor hem de ilerisi için besliyor. Sahne sanatlarının oldukça zor günlerden geçtiği bu dönemde, tiyatro biçim değiştirecek mi, dijitalize olacak mı gibi ya da dünyada birçok önemli tiyatro kurumunun arşivini izleyici ile online olarak paylaşması ile de bu konular çok konuşulmaya başladı. Böyle bir minvalde, Podacto’yu yeni bir biçim ya da kapı gibi tanımlama iddiasından ziyade; işitsel bir deneyim merakı ile dijital bir tiyatro metinleri kütüphanesi, arşivi oluşturma hayalinin peşinden koşmak demeyi tercih ederiz. Bu süreçte temas ettiğimiz oyuncu, yazar, çevirmen ve yönetmen arkadaşlarımız da bu fikir karşısında bizimle aynı heyecanı paylaştı. Benim hem mesleki hem ekip olarak çok önemsediğim bir iş oldu o yüzden. Bu kolektif enerjiyi böyle bir dönemde yaratabilmek hepimize çok iyi geldi.

 Genç yazarlar öykü göndermek isterse bunları değerlendirir misiniz?
Nisan Ceren Göçen: Evet, böyle bir hayalimiz ve çalışmamız var. Şu anda yerli, yabancı, çağdaş, klasik ve Podacto için yazılmış özgün tiyatro oyunlarından oluşan bir seçkisi var Podacto’nun. Özellikle bu işitsel deneyim de hayal edilerek Podacto için yazılmış oyunlar bizi çok heyecanlandırıyor. Gelen tüm içerikleri ekibimizle değerlendiriyoruz. Bu süreçte birçok genç yazardan da metinler okuyor olmak oldukça heyecan verici. Yakında bu konuda farklı biçimlerde de bir çalışma başlatacağız. Kulak tiyatrosunun kapsamını genişletmek istiyoruz. Arşivimizin, Ocak 2021’de 50 oyun ve en geç bir sene içinde de 100 oyuna erişmesi için çalışmanın yanı sıra Podacto yeni şekillerde de kendini ifade ediyor olacak.

Esra Dermancıoğlu, maruz bırakıldıkları cinsel şiddet sonrası hayatta kalanların başvurdukları makamların işlemeyişini anlatan ‘Tecavüz’ oyununu seslendiriyor.

Podacto’nun uzun vadedeki hedefi nedir?
Faruk Özerten: Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı dijital kulak tiyatrosu koleksiyonunu yaratmak ve sürdürülebilir bir model oluşturmak. Ayrıca yeni teknolojilerle kulak tiyatrosu deneyimini daha ileri ve heyecanlı seviyelere ulaştırmak için de özel içerik, kayıt ve ses tasarımı tekniklerini entegre etmek istiyoruz. Bir yıl içinde de 100›den fazla oyuna ulaşmak. Asıl amacımız iyi ve nitelikli bir külliyatı ileride daha çok mecrada yayınlanabilir hale getirmek. Ayrıca Türkiye’nin birçok ilinde olan özel tiyatro grupları ve yazarlarının eserlerini kaydetmek ve onları dijital dünyada dinleyicilere açmak istiyoruz. Yakında bu konudaki çalışmaları Podacto hesaplarında duyuracağız. Ayrıca Türkçe dışında başka dillerde de oyunlar kaydetmek ve yayınlamak istiyoruz.

RÖPORTAJ: BERNA ABİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here