Seda Bakan ve Kadir Doğulu ile yeni yılı karşıladık

‘Bana Sevmeyi Anlat’ dizisinin iki başrol oyuncusu Seda Bakan ve Kadir Doğulu’yu uzun set saatlerinden mola aldıkları bir günde yakaladığımız gibi Yeni köy’e kaçırdık. Biraz dizi, biraz İstanbul, biraz yeni yıl ruhu… Saatler göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti…

Fotoğraflar: SERHAT HAYRİ
Röportaj: BEGÜM NALBANTLI
Styling: İrem Akalın
Saç: Akın Ünal
Makyaj: Ufuk Celep
Fotoğraf Asistanı: Burak Elmalı
Mekan: Sait Halim Paşa Yalısı

Şansımıza hava alabildiğine sakin… Aralık ayında Boğaz’ın tir tir titreten sert rüzgarından yırtabilmek ne büyük şans! Dizideki hikayenin de başladığı nokta olan Sait Halim Paşa Yalısı’na ilk gelen Seda Bakan oluyor. Saç-makyaja başlamadan önce ışıltılı elbiselerin arasında şöyle bir tur atıyor.Ne de olsa çekimin odak noktası yeni yıl! Seçim yapmak, karar vermek kolay değil. İçlerinden birkaç tanesini belirledikten sonra saç-makyaj faslına geçiliyor. Biz de ekip olarak o sırada yanımıza Serhat Hayri’yi de katıp bahçede Boğaz’a karşı keşfe çıkıyoruz.

En iyi kareler nereden çıkabilir? Her köşeye bakınmak, her ayrıntıyı düşünmek lazım… Derken… Kadir Doğulu da geliyor. Dizide canlandırdığı Alper karakteri kadar kibar… Onun da hazırlık aşaması biter bitmez atıyoruz kendimizi yeniden bahçeye. Dedik ya burası ‘Bana Sevmeyi Anlat’ta hikayenin ilk başladığı, Alper’le Leyla’nın karşılaştığı, tüm heyecanın dalga dalga yayılıp, hayatlarının dönüm noktasına imza atan yer… O zaman şimdi başlayalım yeniden…

SEDA BAKAN
‘Behzat Ç’nin Eda’sı, ardından ‘Kardeş Payı’ndaki Feyza karakteri şimdi de ‘Bana Sevmeyi Anlat’ın sakar, iyimser, hayata hep pozitif tarafından bakıp, inatçı kişiliğiyle her problemi kendi başına çözmeye çalışan güçlü Leyla’sı… Senaryoyu elinize aldığınızda sizin evet demenizi sağlayan en baskın sebep neydi desek… Karakterin bu güçlü yanı mı?
Başta senaryo tabii ki ve dediğiniz gibi Leyla’nın karakteri. Küçücük bebeğiyle tek başına ayakta kalmaya çalışan ve bu arada büyük bir aşk da yaşayan Leyla gerçekten de güçlü bir karakter.Bu da beni çok etkileansımıza di. Daha önce komedi yaptığım için dramatik yönü ağır basan bir karakteri oynamak da beni ayrıca heyecanlandırdı.

Günümüzde pek çok dizinin ne yazık ki hızlıca tüketildiğini düşünecek olursak, ‘Bana Sevmeyi Anlat’ın ilk günden itibaren seyirciyle bu derece yakın ilişki kurması, tahmin ettiğiniz bir tepki miydi?
Açıkçası düşünmüyordum ama tabii ki sevilmesini umuyordum. Yaptığınız iş bir süre sonra çocuğunuz gibi oluyor ve insanlar tarafından sevildiğinde çok mutlu oluyorsunuz. ‘Bana Sevmeyi Anlat’ta özellikle kadınların kendilerinden çok şey bulduklarını düşünüyorum, belki de sevilmesinin asıl nedeni budur. Senaristimiz ve yönetmenimizin (Deniz Akçay ve Mesude Erarslan) kadın olmasının da bir fark yarattığını düşünüyorum ayrıca.

Kadir Doğulu ve Mustafa Üstündağ ile başrolü paylaşıyorsunuz. İlk kez mi birlikte çalışıyorsunuz? Nasıl geçiyor çekimler?
Evet, ilk kez birlikte çalışıyoruz. Çekimler çok yoğun geçiyor fakat ekip olarak yakaladığımız uyum bizim için işleri biraz kolaylaştırıyor. Yapımcısından asistanına harika bir ekibimiz var.

Dizide canlandırdığınız Leyla karakteri en zor durumlar karşısında bile iyimserliğini kaybetmiyor ve olaylara hep iyi tarafından bakmayı başarıyor. Siz de benzer olaylar karşısında Leyla kadar iyimser olmayı başarabilir misiniz?
Leyla’nın en sevdiğim özelliği çok zor bir hayat yaşamasına rağmen ayakta kalmayı başarmış bir kadın olması. Kişisel olarak baktığımda hayatlarımızın farklı yönde zorlukları olmasına rağmen, birçok durumda onunla aynı kararları vereceğimi düşünüyorum.

İyimserliğin gücüne Leyla kadar inanıyorsunuz o zaman…
Evet, ben de iyimser biriyimdir. Başarmak her zaman çok kolay olmasa da, iyimser bakabildiğimde hayatın daha da kolaylaştığına inanıyorum.

Leyla’nın bir başka ilgi çekici yönü de çocuğuyla birlikte hayata karşı tek başına savaşması ve ne olursa olsun kendi ayakları üzerinde durmak için ısrar etmesi. Ülkemiz şartlarını da göz önüne alınca bir kadın için zorlayıcı bir durum…
Tabii ki yalnız bir kadının çocuğuyla birlikte ayakta kalabilmesi çok zor. Ülkemizde hatta dünyada kadınların, çok üzücü olsa da az ya da çok baskı altında olduğunu düşünüyorum.

Ne yapılmalı peki sizce bu baskıyı kırabilmek için?
Bu noktada kadınların eğitimli olması, çalışma hayatına katılması, ekonomik özgürlüklerini kazanması çok önemli. Kendi ayaklarının üzerinde durabilen kadınlar toplumsal baskıları daha kolay kırabiliyorlar. Ve kadınların daha özgür olduğu bir dünyanın tüm insanlık için daha iyi bir yer olacağını düşünüyorum.

Diziden günlük hayata dönecek olursak yoğun temponun içinde kendinize, şehre yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz?
Özellikle dizi temposu başladığından beri kendime bile yeterince vakit ayıramıyorum ki… Bu nedenle İstanbul söz konusu olduğunda da şuraya veya buraya da gideyim diye bir şeyi çok uzun süredir yapamıyorum.

Yine de çok sevdiğiniz, vazgeçemediğiniz semtler illaki vardır…
Elbette. Emirgan, Bebek ve Karaköy vazgeçemediklerim arasında.

Hiç gitmediğiniz semtler peki…
Sanırım yoğun setler yüzünden olsa gerek İstanbul’un her tarafını dolaşma fırsatı buldum.

İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatmanızı istesek… En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu?
Tarih, deniz ve trafik.

Peki bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?
Öğrenciler… Özgür, enerjik ve savrulmayı bilen öğrenciler.

İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?
Onu Boğaz’a götürürdüm. 🙂 Bir balıkçı teknesi kiralardım…

Şehrin en iyi kavuşma mekanını sorsak…
Boğaz’ın kenarındaki yerler.

Şehirde şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri hangisiydi?
Konser değil ama oyun diyeyim, müzikli oyundu çünkü. ‘Güneşin Sofrasında’.

Bu şehre en çok hangi sanatçının gelmesini isterdiniz?
Mümkün değil ama Gaudi.

Şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge…
Yerebatan Sarnıcı.

Akşam yemeği için tercih edeceğiniz üç yer neresi diye sorsak…
Arnavutköy, Galata, Yeniköy.

En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?
Belgrad Ormanı.

Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?
Taksim’deki Mandabatmaz ya da Çemberlitaş’ta Çorlulu Ali Paşa Medresesi.

En çok sevdiğiniz eğlence mekanı…
Güzel müziğin olduğu her yer…

En sevdiğiniz sokak yemeği?
Mısır.

İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?
Barselona.

Son…
Okuduğunuz kitap?
Yeni okumaya başladım daha: ‘Hayvanlardan Tanrılara Sapiens’.

Aldığınız albüm?
Artık ‘online’ üyeliklerim var. Whitney Houston.

İzlediğiniz film?
‘Ekşi Elmalar’.

Aralık sayısında yılbaşı için buluşmuşken sormadan olmaz. Yeni yıl için nasıl planlarınız var?
Dinlenmek… Zorlu ve yorucu bir yıl geçirdik. Biraz sakinlik ve dinlence arayacağım… Ama en iyi yeni yıl planı henüz yapılmayan oluyor genelde.

KADİR DOĞULU
En son ‘Muhteşem Yüzyıl: Kösem’de izledik sizi. Dönem dizisinden sonra nasıl bir geçiş oldu sizin için?
‘Muhteşem Yüzyıl’ gibi bilinen bir tarihi anlatırken dar alanlarda kuralların içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu işte çok daha geniş bir hareket alanım olduğu için tabii ki keyifli bir geçiş oldu.

Bana Sevmeyi Anlat dizisinin çekimleri izlediğimiz kadarıyla gayet iyi gidiyor. Canlandırdığınız Alper karakterine en çok hangi yönüyle yakın hissediyorsunuz kendinizi?
Her şeyden önce Alper’le mesleklerimiz aynı. Ben de uzun bir dönem yiyecekiçecek sektöründe çalışmıştım. Bu yönden çok benzer şeyler yaşıyoruz mesela.

Evet siz bir dönem çok popüler olan House Cafe’nin işletme müdürlüğünü yürüttünüz. Nasıl bir tecrübeydi, yeme-içme dünyasında dünden bugüne pek çok gözleminiz vardır…
Benim çalıştığım dönemde ülkemizdeki hizmet sektörünün en büyük sıkıntısı ‘standart’lardı. Fiyat, servis kalitesi standartları çok değişken. Son zamanlarda bu konuda epey yol alındığını düşünüyorum ama hala yeterli değil bence. Ama şunu söyleyebilirim ki dekorasyon ve yemekler konusunda çok iyi ve cesuruz artık. Bu da gerçekten hoşuma gidiyor.

Boğazınıza da düşkünsünüz o zaman…
Evet, epey düşkünümdür. Hatta iyi yemek hayatımın ilk üçünde sayılır. Yeni lezzetler keşfetmeyi de, yapmayı da çok severim.

‘Bana Sevmeyi Anlat’ naif bir aşk hikayesinin etrafında gelişiyor. Diziye olan ilginin ve sevilmesinin nedeni bu samimi aşkın izleyenlere iyi gelmesi mi sizce de?
Kesinlikle. Aramızdaki uyum insanlara işliyor. Bunun sebebi sadece biz değiliz tabii. Bizde vücut bulan karakterlerin sözlerini yazan senaristimiz Deniz Akçay Katıksız ve en iyi şekilde ekrana aktarmamızı sağlayan sevgili yönetmenimiz Mesude Eraslan sayesinde insanlar keyifle izliyor bence.

Alper karakteri ayakları yere sağlam basan ve herkesin güven duyduğu bir kişi aynı zamanda. Peki Kadir Doğulu olarak bu değerler sizin için ne ifade ediyor?
Güven benim için her şey demek. Yoksa ilerleyemem. Hem de hiçbir konuda. Güvenmek için ve güvenilir olmak için evet, insanın ayakları yere sağlam basmalı. Her şeyin özünde karşılıklı güven olduğuna göre çok ciddiye alınması gereken bir değer. O yüzden ciddiye alırım ve dikkat ederim.

Siz de Alper gibi gerçek hayatta sevdiklerinize karşı bu kadar koruyup kollayan tavırlar sergiler misiniz? Onların hayatına müdahale eder misiniz?
İhtiyaç duydukları her anda yanlarında olduğumu bilir sevdiklerim. Hayatlarına müdahale etmek korumak değil, işine karışmak ve engellemektir bana göre. O yüzden ihtiyaç duydukları her konuda destek olurum. Yeri ve zamanı gelince koruyup kollayacağımı da bilirler!

Bu arada Alper Leyla’ya derin hislerle bağlı. Onun için her şeyi göze almaya hazır. Size dönecek olursak, gerçek hayatta oldukça mutlu bir evliliğiniz var. Aşk sizin için ne ifade ediyor?
Benim için aşk da, bundan sonra kalan hayatım da sevgili eşim Neslihan demek! Kısa ve net!

Bildiğimiz kadarıyla çekimler çok yoğun ilerliyor ve boş günleriniz çok az. Günlük hayatınızı nasıl etkiliyor bu durum? Şehrin tadını çıkarabiliyor musunuz?
Evet yoğun bir tempom var. Sevdiklerimi görememek dışında bir şikayetim yok. Bu yoğunluk sebebiyle kalan zamanlarımı daha iyi, daha kaliteli kullanmayı öğrendim aslında. Şehrin tadını her zaman çıkartıyoruz zaten, çalışırken de, bize kalan zamanlarda da.

Peki sizin vazgeçemediğiniz, en sevdiğiniz semtler hangileri?
Eski dokusunu korumuş yerlerini ve Boğaz kıyılarını saran semtleri çok seviyorum. Sarıyer’de oturuyoruz zaten. Nişantaşı, Galata, Beyoğlu, Karaköy ve neredeyse tüm sahil şeridindeki semtleri seviyorum.

İstanbul’u hiç görmemiş birine bu şehri anlatmaya kalksanız en sık kullanacağınız kelimeler neler olurdu?
Harika bir tarih, dünyada eşi benzeri olmayan Boğaz ve sebep olduğu muhteşem manzaralar. Birçok dönemin başkenti olmuş İstanbul gezmeye, sevmeye değer!

Hiç gitmediğiniz bir semti var mı şehrin?
Hem gezmeyi çok severim hem de yaptığım iş sebebiyle dönemlerİstanbul’u karış karış gezdim. Gitmediğim hiçbir semti kalmadı artık. İstanbul büyük bir plato haline geldi. En batısından, en doğusuna her yerde olabiliyoruz. Bu sayede gezme, keşfetme fırsatım da oluyor.

Peki şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce?
Yaşamayı bilen herkes!

İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için neler yapardınız?
Çok zorlanırdım herhalde böyle bir güzelliği tavlamakta Ama güzelliğinin farkına vardırarak ve onu el üstünde tutarak elde etmeye çalışırdım sanırım.

Şehrin en iyi kavuşma mekanı desek…
Taksim!

Şu ana kadar izlediğiniz en etkileyici konser ya da gösteri peki?
Madonna’nın konseri en iyisiydi. Görsel bir şölendi. Onun dışında artık yapılmıyor sanırım ama Rock’n Coke festivalleri ilk başladığı dönemler de bana muhteşem gelirdi.

Şehre en çok hangi sanatçının gelmesini isterdiniz?
Buika

Şehrin en hayran olduğunuz tarihi simgesini sorsak…
Ayasofya!

Akşam yemeği için tercih edeceğiniz üç yer?
La Boom, Vogue, La Boucherie Dinner & Theatre.

En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?
Arnavutköy-Sarıyer arası sahil şeridi. Ve Belgrad Ormanı.

Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres?
Fazıl Bey’in Türk kahvesi.

En sevdiğiniz eğlence mekanı?
La Boucherie Dinner&Theatre, La Boom, Mr. Cas Hotel Roof.

En sevdiğiniz sokak yemeği?
Kokoreç, midye.

İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?
Düşünmek bile istemiyorum böyle bir şeyi. Ama olmasaydı memleketim Mersin!

Son…
Okuduğunuz kitap?
Tuncay Özkan/ Ötekiler

Aldığınız albüm?
Sıla/Mürekkep

Gittiğiniz konser?
Murat Dalkılıç

İzlediğiniz film?
Emir Kustirica/ Black Cat-White Cat (DVD)

Yeni yıl için planlar yapmaya başladınız mı?
Sanırım şu an ne yapıyorsam onu yapmaya devam edeceğim, aslında bir saat sonra ne olacağını bilemediğimiz hayatın birkaç hafta/ay sonrasını planlamak bana biraz zor geliyor. Hele yeni ve kocaman bir yılı planlamak çok daha zor. Dediğim gibi ne olacağını kim bilebilir? Ama hayal kurarım hep, ütopik olmayan hayaller. Ülkem için, sevdiklerim için huzur dolu sağlıklı bir gelecek hayali! Umarım yeni yıl herkesin hayallerinin gerçekleştiği bir yıl olur…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

Laila

Sonraki Haber

Yaza özel 3 seyahat rotası