“TÜRKİYE’DE ÜRETMEK İÇİN EN VERİMLİ ORTAM İSTANBUL”

Dünyaca ünlü çizerimiz Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun illüstrasyonlarından oluşan kitap üçlemesinin ikincisi ‘Aşk Dediğin’ okuyucuyla buluştu. Yıllardır Moda’daki atölyesinde birbirinden başarılı işlere imza atan Ekşioğlu, “İstanbul’da yaşamasaydım, yaptığım bu işleri üretemezdim” diyor.

The New Yorker dergisi kapağında yer alan çalışmalarının yanı sıra dünyaca ünlü dergi ve gazetelerde yayınlanan illüstrasyonları; açtığı çok sayıda ulusal ve uluslararası sergiyle dünyanın tanıdığı Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun son kitabı ‘Aşk Dediğin’ kitapçılarda yerini aldı.

Çizimleriyle 27’si uluslararası olmak üzere toplam 72 ödül kazanan Gürbüz Doğan Ekşioğlu, yeni kitabında aşka hala inananları, aşktan vazgeçmeyenleri ve aşkla sevenleri, aşkın görselliği ile büyülüyor. Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan kitap 107 adet illüstrasyon, fotoğraf ve aforizmalardan oluşuyor. Üçü uluslararası olmak üzere toplam 39 kişisel sergi açan, pek çok ulusal ve uluslararası karma sergide yer alan Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun çalışmaları 21 ülkede yayınlandı. Ayrıca çok sayıda kitap ve dergi kapağında illüstrasyonları kullanılan; illüstrasyonlarından oluşan üçlemesinin ilki ‘Benim Kedilerim’ geçtiğimiz aylarda sanat ve kitapseverlerle buluşan Ekşioğlu’nun, Yeditepe Üniversitesi Yayınevi’nden çıkacak üçüncü kitabı yakında raflarda yerini alacak.

Yeni kitabınız ‘Aşk Dediğin’ 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde kitapçılarda yerini aldı. Günümüzde en çabuk tüketilen, en çabuk harcanan duygulardan birisi aşk ve kitapta da başrolde o var. Bunu seçmenizin nedeni bu yüzyılda aşka hak ettiği önemi vermek mi?

14 Şubat Sevgililer Günü yaklaşırken ikinci kitabım aşk ve sevgi illüstrasyonlarımdan olsun istedim ve büyük bir gayretle bu tarihe yetişmesi için çalışmalara başladık. Ofset Yayıncılık tarafından ‘Aşk Dediğin’ kitabı başarılı bir şekilde okurlarla buluştu. Aşk hayatımızın her döneminde bir şekilde var olan çok kuvvetli bir duygu. Aklıma gelip çizdiğim, bir neden için yaptığım tüm aşk çizimlerimin birikmesi sonucu ‘Aşk Dediğin’ kitabı ortaya çıktı. Üçüncü bir kitabım olursa bu sefer gece, yıldız ve ay temalı resimlerden olacak diye ümit ediyorum.

Aşkı çizerken aklınıza gelen ilk resim ne oldu?

İlk aşk illüstrasyonumu ne zaman çizdiğimin net tarihini hatırlamıyorum ama çizimde iki yumak, bir kadın ve bir erkek yumağın ipleri ile sarılmış halde duruyordu. 1980-90 yılları arasında Hürriyet Gösteri dergisine her ay hikaye ve şiirleri resimlediğim zamanlarda yapmıştım.

Çizerken size neler ilham veriyor? 

Yaşadığım coğrafya, insan ilişkileri ve çelişkilerin ortaya çıkardığı konular ilham kaynağıdır. Biz çizerler belki de konuşmayı çok sevmediğimiz için çizer oluyoruz. Bana aşk temalı bir resim veya başka bir konuda resim yapın derseniz yaparım, mesleğimin oluşturduğu disiplin ve deneyim herhangi bir konuda kolay iş üretmemi sağlıyor.

Atölyeniz Moda’da, özellikle Moda’yı seçmenizin nedenleri neler?

1986 yılında Moda’da bir kiralık bir evimiz oldu, sonraki yıllarda kendi evimizi satın alınca, kiralık olan bu evi atölye olarak kullanmaya karar verdim.Bahçe katı olan bu ev atölye olarak çok kullanışlı oldu. Moda’yı seçmemin nedeni ise tamamen tesadüf. Moda’da oturmaya başlayınca bu semte kök saldım.

Moda’da nerelere gitmeyi seviyorsunuz?

Moda konum olarak çok güzel, merkezi bir yer. Her yere yürüyerek ulaşmak çok kolay, bundan 10 sene önceye kadar da çok sakin bir yerdi. Bakkalı, kasabı, sanat galerisi, kitapçısı olan, terzisi, tuhafiyecisi olan çok özel ve elit bir yerdi. Gittikçe kalabalıklaştı, şimdilerde akşamları ve özellikle haftasonları aşırı kalabalık oluyor. Moda sahili, Moda Parkı en çok zaman geçirdiğim yerler, kafelerini ve restoranlarını da çok seviyorum.

İstanbul bir grafik sanatçısı, ressam ve illüstrator olarak sizin yaratıcılığınızı

nasıl etkiliyor?

Yaşadığımız ortamlar, koşullar bizim bilinçaltımızı çok fazla etkiler, küçük bir yerde bugünkü

işlerimi üretemezdim, hatta üretmekten vazgeçebilirdim de. Türkiye’de üretmek için en verimli ortam İstanbul. Ekonomiden, politakaya, kültür ve sanat etkinlikleri, galeriler, sergiler, fuarlar, konserler her şey beni motive eder. Ya bir neden sonucu üretirim ya da bilinçaltımda biriken duygular üretmemi sağlar. Her zaman bir bahanem vardır. Biz sanatçılar için üretmek yaşam biçimi dışında nefes aldığımız, beslendiğimiz gıda gibidir.

Vaktiniz olduğunda şehirde nasıl vakit geçirmeyi seversiniz?

Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim üyeliğim haftada üç tam günümü alıyor, herkes gibi aile olmanın ve normal bir hayatın gerekliliklerini yerine getiriyorum. Geri kalan zamanımda reklam ve yayın sektörü için profesyonel işler yapıyorum. Kendim için işler yapıyorum, sergiler açıyorum. Tüm bunlardan sonra İstanbul’u layıkıyla yaşamak için vaktimin kaldığını söyleyemem.

Evim de atölyem de Moda’da, genellikle Moda Parkı, Moda sahili, Yeldeğirmeni ve bazen Caddebostan’da vakit geçiririm. Avrupa Yakası’nda ise Nişantaşı, Karaköy, Eminönü ve Maslak en çok gittiğim semtler arasında. Yaptığım iş nedeniyle çok fazla tanıdığım sanatçı var, özellikle sergileri gezmeye ve müzelere gitmeye gayret gösteririm.

İstanbul’dan uzaktayken en çok neleri özlüyorsunuz?

Arkadaşlarım, öğrencilerim, şehrin havasını, yemeklerini ve kalabalığını, kısacası her şeyini özlüyorum.

İstanbul’un en sevdiğiniz tarihi simgeleri neler?

İstanbul tarihi şehir özelliğiyle dünyanın en önemli metropollerinden biridir, Sultanahmet bölgesi en sevdiğim bölgedir, Yerebatan Sarnıcı’nın bende uyandırdığı sürrealist duyguyu severim.

Sizden şehre ait bir şeyi çizmenizi istesek, bu ne olurdu, aklınıza ilk ne geliyor?

Aklıma ilk gelen Avrupa ve Asya bölgelerinin arasından geçen İstanbul Boğaz’ı olurdu, binlerce yıldır birbirlerine bakıp kavuşamayan iki sevgili gibi…

Sizi tanıyan herkes ‘heyecanını hiç yitirmeyen bir sanatçı’ olarak tanımlıyor, kariyerinizde neredeyse 40 yılı aşkın bir süreyi geride bırakan bir sanatçı olarak siz bu heyecanı neye borçlusunuz?

Her zaman, her an yapacak birşeyim vardır, sürekli üretir halinde olmam heyacanımın taze kalmasını sağlıyor.

Resim olmasaydı hangi sanat dalıyla kendinizi ifade etmeyi seçerdiniz?

Resim sanatı olmasaydı edebiyat alanında ürünler vermek isterdim, belki de bu yüzden çizgilerimde çok anlam vardır ve özellikle edebiyatçılar yaptığım resimlere şiir ve hikaye yazarlar…

Geniş bir emaye ve saatlarden oluşan obje koleksiyonunuz olduğunu biliyoruz, koleksiyonu genişletmeye devam ediyor musunuz? Bu objeleri bir sergi ile sanatseverlerle buluşturmayı düşünüyor musunuz?

30 yıldır bitpazarları, antikacılar, oradan buradan tek tek toplayarak 550-600 arası emayeden oluşan bir koleksiyonum var, bunların bir kısmını sergilemeyi çok isterim, vitrini ve standı olan bir mekandan teklif gelirse değerlendirmek çok güzel olur.

Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisisiniz. Sizin yolunuzdan gidecek gençlere ve özellikle öğrencilerinize mesleklerinde başarılı olmaları için neleri tavsiye edersiniz? 

Hangi alanda olursa olsun başarılı olmanın formülü  birincisi sevdiğimiz işi yapmak, ikincisi bir şey beklemeden çok çalışmak, üçüncüsü ise o yaptığımız konu veya genel kültüre ait çok şey bilmektir.

Yazı: Zeynep GÜLER CEYLAN Fotoğraflar: Nurdan USTA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

KARAKÖY’E YENİ SOLUK

Sonraki Haber

KAPALIÇARŞI BİR ZAMAN MAKİNESİ