BOĞAZ’IN EN GÜZEL TANIKLARI

Yazar, tarihçi ve profesyonel rehber Saffet Emre Tonguç, ‘İstanbul Boğazı’nın İncileri’ olarak bilinen tarihi yalıları ve bu asırlık kahramanların hikayelerini kaleme aldı.

Yazı: SAFFET EMRE TONGUÇ

Yılanlı Yalı

Bebek’ten Rumeli Hisarı’na doğru yürürseniz önce Ayşe Sultan, sonra da Arifi Paşa korularını geçeceksiniz. Sonra karşınıza 17’inci yüzyıldan kalma İstanbul’daki nadir ahşap mescitlerden Kayalar Mescidi; hemen yanında da 18’inci yüzyılda inşa edilen Yılanlı Yalı çıkacak. Yalının ismi mecburiyetten verilmiş: II. Mahmud, Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Mustafa Efendi’nin yalısını pek beğenmiş ve konuyu ortak dostları Said Efendi’ye açmış. Said Efendi arkadaşını ve yalısını korumak için yalının yılanlı olduğunu uydurmuş. Padişahın yalıyı almasını önlemiş ama yalının adı da ‘Yılanlı Yalı’ olarak kalmış. Yalı 1964 senesinde çıkan şaibeli bir yangınla tamamen yanmış. 1989’da mirasçısından satın alınan yalının bir kısmı aslına uygun olarak restore edildi. Diğer kısmı ise beton bir apartman ve üzerinde Yılanlı Yalı yazıyor.

Şerifler Yalısı

Emirgan’daki Hamid-i Evvel Camii’nin yanındaki yalı 18’inci yüzyıl eseri zarif bir yapı. Yalı muhtemelen 17’inci yüzyılda Emir Güne Han’ın Divanhanesi yerine inşa edilmiş. 1945’teki istimlak sırasında Harem kısmı yıkılmış, sahille bağlantısı kesilmiş. Boğaz’ın Avrupa Yakası’ndaki en eski yapılarından biri olan yalı bir zamanlar Mekke Şerifi (Mekke ve Medine’nin yöneticisi) Hüseyin’e aitmiş. Şerif, Arapları Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklandırması karşılığında İngilizlerden kendi krallığını tanımasını istemiş. Arabistanlı Lawrence’la işbirliği yaparak Haziran 1916’da Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmış. Bir yandan İngilizlerle çarpışan Osmanlı, Hüseyin’in oğullarının yönettiği Arap birlikleriyle de savaşmış ve ağır kayıplar vermiş. Oğullarından Abdullah 1921’de Ürdün Emiri, diğer oğlu Faysal da Irak Kralı olmuş. 1924’te Türkiye’de halifeliğin kaldırılması üzerine Şerif Hüseyin kendisini halife ilan etti. 1930’a kadar Kıbrıs’ta sürgünde yaşadı. Yalıda bezeme sanatının masalsı örneklerini bulmak mümkün. Bina şu anda Tarihî Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı tarafından kullanılıyor.

Afif Ahmed Paşa Yalısı

Karaköy’deki Osmanlı Bankası binası ve Pera Palas Oteli’ni de yapan mimar Alexandre Vallaury tarafından 19’uncu yüzyıl sonunda, doğu ve batı tarzlarını harmanlayan bir üslupla inşa edilmiş. Agatha Christie ünlü Orient Ekspresi’nde ‘Cinayet’ adlı romanını yazmak için İstanbul’u ziyaret ettiğinde bu yalıda misafir edilmiş. Neo-barok tarzında yapılan binayı Afif Ahmed Paşa’nın ailesinden Pera Palas’ın eski sahibi Misbah Muhayyeş almış. Yalı daha sonra Uzan ailesinin mülkiyetine geçtikten sonra hemen ilerisindeki Tahsin Uzer Yalısı’nda oturan Suzan Sabancı Dinçer tarafından yaklaşık 40 milyon dolara satın alındı. Müjde Ar’ın başrolde oynadığı TRT yapımı kült dizi Aşk-ı Memnu burada çekildi.

Şehzade Burhaneddin Efendi Yalısı

II. Abdülhamid’in oğlu Burhaneddin Efendi için amcası Abdülaziz tarafından 1911’de satın alınan ve şehzadenin adını taşıyan 64 odalı yalı, Boğaz’daki en büyük yalılardan biri. 1880’lerde inşa edilen yalının ilk sahibi, dönemin ünlü sarraflarından Varki Vartaks’mış. Şehzade yalıyı 1912’de kendi zevkine göre yeniden yaptırmış. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’dan ayrılan Burhaneddin Efendi, New York’a yerleşmiş ve orada 1949 yılında ölmüş. Türk asıllı Mısırlı Ahmed İhsan Bey yalıyı satın alınca halk arasında adı Mısırlılar Yalısı olarak da bilinmeye başladı. Yalıyı Mısırlı Ahmed İhsan Bey’in varislerinden satın alan Erbilgin ailesi, iki sene önce Katarlı işadamı Abdulhadi Mana A SH Al-Hajri’ye sattı. Yalı, Boğaz’ın en uzun rıhtıma sahip sahilhanelerden biri; arka bahçesinde büyük bir kışlık köşk bulunuyor.

Fethi Ahmed Paşa Yalısı

Kuzguncuk’ta göreceğiniz en muhteşem bina Fethi Ahmed Paşa Yalısı ya da diğer adıyla Pembe Yalı 18’inci yüzyılda geleneksel mimari üslupta yapılmış. Fethi Ahmed Paşa, Sultan Abdülmecid’in ablası Atiye Sultan’la evliymiş ve sarayların dekorasyonundan sorumluymuş. 1846 yılında Aya İrini’de İstanbul’un ilk askeri müzesini kurmakla görevlendirilmiş. 1911 ve 1948 senelerinde İstanbul’u ziyaret eden İsviçreli mimar Le Corbusier yalıya hayran kalmış. Besteci Franz Lizst burada misafir edilmiş. Yalının sadece selamlık kısmı bugüne ulaşabilmiş.

Mabeyinci Faik Bey Yalısı

Vaktinde Haydarabad Nizamı Bereket Şah’ın eşi Esra Bereket’in yaşadığı, Beylerbeyi’ni süsleyen bu güzel yalı, Kalkavan ailesine aitti. Esra Bereket yalıyı, Sabancı Vakfı’ndaki değerli çalışmalarıyla bilinen Hacı Sabancı’ya sattı. Yapı, bir kült film olan ‘Topkapı’ filminde de kullanılmıştı. Melina Mercouri ve Peter Ustinov’un başrollerini paylaştığı 1964 yılında çekilen filmde hırsızlar Topkapı Hançeri’ni çalmaya çalışıyorlardı.

Sadullah Paşa Yalısı

Boğaz yalılarının içinde en eskilerden olan Sadullah Paşa Yalısı’nın barok tarzındaki üst kat salonu bir Osmanlı otağı şeklinde yapılmış. Tavan işçiliği muazzam. Salona çıkan merdivenin yanına orkestra için özel bir yer yapılmış. Odalardaki Edirne işi bezemeler inanılmaz güzel. Aşı boyalı yalı, Sultan I. Abdülhamid tarafından 18’inci yüzyılın ikinci yarısında Darüssaade Ağası Mehmed Ağa’ya verilmiş. 1872’de yalıyı satın alan Sadullah Paşa, II. Abdülhamid döneminde jurnalcilerin kurbanı olmuş. V. Murad’ı tekrar başa geçirmek isteyenlerden biri olduğu için yurt dışına gönderilmiş. Önce Berlin, sonra da Viyana’da büyükelçilik yaptığı dönemlerde yurda dönmesine izin verilmemiş. Tanzimat Edebiyatı’nın ünlü isimlerinden biri olan Paşa yabancı bir kadınla ilişki yaşamış. Bunun duyulmasından çekinmiş ve girdiği bunalım sonucu Viyana’da, 1891 yılında intihar etmiş. İşin ilginç yanı mutsuz bir evlilik yapan en büyük oğlu Asaf da intihar etmiş. Eşinin öldüğüne asla inanmayan Necibe Hanım, evi daima Sadullah Paşa gelecekmiş gibi hazır tutmuş, onun en sevdiği elbiseleri giymiş. Necibe Hanım 1917’de vefat etmiş, bunun üzerine çocukları yalıyı, uzaktan akrabaları olan Ferit Tek’e satmışlar. Ondan da kızı Dr. Emel Esin ve eşi Seyfullah Esin’e kalmış. Babası Ahmet Ferit Tek, Cumhuriyet döneminin bakan ve hariciyecilerinden olan Emel Esin, 1914’te İstanbul’da doğmuş. Annesi Müfide, Fecr-i Ati döneminin kadın yazarlarındanmış. Önemli bir akademisyen olan Esin, Paris Üniversitesi’nden sanat tarihi doktoru unvanı almış. Tek-Esin Vakfı’nı kuran Esin Hanım 1987 yılında vefat etmiş. Yalı vakıf masraflarına katkıda bulunsun diye kiraya veriliyor.

Kont Ostrorog Yalısı

Boğaz’ın en tarihî binalarından biri olan yalının geçmişi 1780’lere kadar uzanıyor. İslam hukuku konusunda uzman olan Polonya doğumlu Leon Ostrorog, Osmanlı İmparatorluğu’na danışmanlık yapmak için İstanbul’a davet edildiğinde satın aldığı yalıda Galata bankerlerinden olan Lorando’ların kızı Jeanne’le evlendikten sonra oturmaya başladı. Kont Leon ve ailesi yalılarında Osmanlı ve Cumhuriyet’in aydın isimlerini, sanatçıları, şairleri ve dünyanın önde gelen hanedanlarına mensup soyluları ve politikacıları ağırladılar. Kontun misafirleri arasındaki ünlü isimlerden biri de Pierre Loti’ydi. Yalı bugün Rahmi Koç’a ait. Boğaz’da gördüğümüz en güzel döşenmiş yalılardan biri. Çalışma odasında Rahmi Koç’un koleksiyonlarından bazılarını görmek mümkün.

Zarif Mustafa Paşa Yalısı

Karadeniz’den Marmara’ya durmadan akan sulara şahitlik yapan Zarif Mustafa Paşa Yalısı, II. Mahmud’un kahvecisi Kani Bey tarafından 1800’lerde satın alınmış. İlk yapıldığında Harem, Selamlık ve Kayıkhane bölümlerinden oluşan ve bugünkünden üç kat daha büyük olan yalı, 1848 yılında Zarif Mustafa Paşa’nın mülkiyetine geçmiş. 1992’ye kadar aynı ailenin fertleri tarafından kullanılmış. Yalı eski bir Bizans manastırının kalıntıları üzerinde yer aldığından Ayazma (Kutsal Su Kaynağı) halen binanın bahçesinde bulunuyor. Paşa’nın damadı Sadık Bey, kayınpederinin sürekli verdiği ziyafetlerden sıkılınca Selamlık ve Kayıkhane olan bölümü satın alıp araya da kocaman bir duvar ördürmüş. Aile Şeyh Talat Efendi’nin akrabasıymış. Sadık Bey’in oğlu Osmanlı mebusu Mehmet Esat Bey yalıda bulunan Hz. Muhammed’in sakalına (Sakal-ı Şerif) ait bir teli Anadolu Hisarı’ndaki Fatih Camii’ne hediye etmiş. Bundan sonra halk yalıyı Esat Bey Yalısı olarak adlandırmış. Binanın cihannüması Sakal-ı Şerif’i muhafaza etmek için kullanılmış. 1926’da yalı sakinlerinden Sadiye Hanım’ın düğünü nedeniyle bakımı yapılan bina sarıya boyanınca adı Sarı Yalı’ya çıkmış. Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’u İngilizler işgal edince Esat Bey’in oğulları yalıyı Anadolu’ya silah ve mühimmat göndermek için kullanmışlar. Yalının Harem kısmı da İngilizler askerleri için kullanılır kaygısıyla sahipleri tarafından yıktırılmış. Yalı bugün Demet Sabancı Çetindoğan’a ait. Yalıda bulunan tarihî Türk hamamı güzel bir mermer işçiliğine sahip ve orijinal haliyle muhafaza edilmiş. Binadaki en önemli kısımlardan biri de kadınların deniz hamamı olarak kullandıkları yer. Bunu evin içindeki kapalı bir havuz olarak düşünün. Şu anda Kahve Odası olarak kullanılan bu yerin camla kaplı zemininin altında balıklar yüzüyor! Günümüzde akvaryum olan bu havuzun filtre edilmiş suyu Boğaz’dan geliyor.

Amcazade Hüseyin Paşa (Köprülü) Yalısı

Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın amcasının oğlu olduğundan Hüseyin Paşa’ya ‘Amcazade’ demişler. Yalı, Boğaziçi’nin en kıdemlisi, adeta bir duayen. 1698 yılında Sadrazam Hüseyin Paşa için yapılmış olan yalının önemi sadece mimarisinden değil burada gerçekleşen olaylardan da kaynaklanıyor. Paşa, Divan Yolu ve Çemberlitaş’taki birçok binayı bugüne miras bırakmış olan ünlü ve güçlü Köprülü ailesinin bir ferdi. Bir Mevlevi olan Hüseyin Paşa, Osmanlı’da görev yapan Köprülü ailesine mensup beş sadrazamın dördüncüsü. Paşa, Sultan II. Mustafa’nın temsilcisi olarak 1698 yılında Karlofça’da Avrupalılarla masaya oturmuş.

Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı

Osmanlı İmparatorluğu’nda, II. Mahmud zamanında açılan ilk tıp okulundan mezun olan Salih Efendi üç sultanın doktorluğunu yapmış. Bir botanik bilgini olan Salih Efendi’nin bahçesinde diktiği ve kendi aşıladığı bir gül ‘Hekimbaşı Gülü’ adıyla anılıyor. Hekimbaşı 63 yaşında iken ders verdiği 16 yaşında bir Çerkez güzeli olan Payidar’la evlenmiş. 20’inci yüzyılın ortalarında İngiliz gezi yazarı Freya Stark’ın da misafir olduğu yalı, 1905 yılında 89 yaşında ölen Salih Efendi’nin Payidar’dan olan mirasçılarına ait.

Fethi Ahmed Paşa Yalısı

Kuzguncuk’ta bulunuyor. Pembe Yalı olarak da bilinen yalı 18.inci yüzyılda geleneksel mimari üslupta yapılmış. Yalının bugüne sadece selamlık kısmı ulaşabilmiş.Geçmişi 1780’lere kadar uzanan, Kont Ostrorog yalısı  Boğaz’ın tarihi binalarından. Yalı Rahmi Koç’a ait. Çok güzel döşenmiş yalılardan biri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

KAPALIÇARŞI BİR ZAMAN MAKİNESİ

Sonraki Haber

İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?