Madam Fischer’in mirası yeniden Gümüşsuyu’nda

0
2219

Bir varmış bir yokmuş… Avusturya asıllı olan Rudolph Fischer, 1931 yılında Tünel Geçidi’nde kendi soyadını taşıyan bir restoran açmış… Bir ara tası tarağı toplayıp Bağdat’a yerleşmeye kalkışsa da, o zamanlar Yüksek Kaldırım’da bulunan Deutsche Bank’ın müdürü olan dostu “Mösyö Fischer, lütfen Bağdat’a gitmeyin. İki yetişecek çocuğunuz var. Onların tahsili için gerekli olan okulları orada bulamazsınız. Türkiye tahsil açısından daha elverişlidir” diyerek  İstanbul’da kalmaya ikna etmeyi başarmış. Devamını Fischer’in bugünkü ortaklarından  Serkan Ok anlattı. BERNA ABİK

Fischer’in bugünkü ortaklarından Serkan Ok.

1958 – 1968 
Madam Fischer ve eşi 

Baba Fischer’in kızı büyür ve baba mesleğini devam ettirmek ister. Ancak tek bir şartla; dükkânı başka bir yerde açmak. Madam Fischer, eşiyle birlikte Galatasaray Hamidiye Çeşmesi yanında yeni restoranı açar. Bu sırada 1963 yılında Cemal Ok isimli bir genç de yanlarında çıraklık yapmaya başlar. 

1968 – 1978 
Madam Fischer, Beyoğlu İngiliz Konsolosluğu karşısı

Eşinden ayrılan Madam Fischer, güvendiği çalışanı Cemal Ok’u da alarak en yeni restoranı Beyoğlu’ndaki İngiltere Konsolosluğu karşısında açar. Ne yazık ki dönem dönem yaşanan Beyoğlu’ndaki bozulmalar, o zaman da yaşanıyor ve Madam Fischer burayı da kapatmak zorunda kalır. 

Madam Fischer

Madam Fischer’in günlüğünden…
“Benim en büyük hatam insanlara fazla inanmış olmam. Nitekim kocam, Tünel’deki lokantayı elimizden aldı, babamın mirasını yedi. Ben 1950 senesinde kardeşimin yardımı ile kendisinden ayrıldım. Ve o yüzden ‘Fischer’imizi senelerce başkaları kullandı. Kendisi 1970 senesinde kanserden öldü; ve ölürken akrabalarına ‘Ben ona yaptığım kötülükleri ödüyorum’ demiş.”

1983 – 2014 
Cemal Ok, Gümüşsuyu Indigo Apartmanı

Cemal Ok 1979’da yeni bir şeyler denemek ister ve Fischer’i, C-Fischer olarak tekrar Gümüşsuyu Alman Konsolosluğu karşısında açar. Bir gün çalan telefonun ucunda Madam Fischer’in “Cemal, birisi C-Fischer diye bir yer açmış, bu sen misin yoksa?” diyen sitemli sesini duyar. Cemal Ok, burayı daha yeni açtığını, henüz denemeler yaptığını söyler ve kendini hazır hissettiğinde Madam’ı davet edip onu onurlandırmak ister. Madam Fischer başta üzülse de, bir gün dükkâna gelip “Bana bir şnitzel yap. Eğer benimki kadar iyi olursa sana soyadımı devredeceğim” sözünü verir ve yemeğin sonunda kendi soyadını devam ettirebilecek tek kişinin Cemal Ok olduğuna karar verir. Gezi olayları sonrası tenhalaşan Beyoğlu ile birlikte burası da kapanır. 

2020
Serkan Ok & Andrey Yakuşev, 
Gümüşsuyu Ongan Apartmanı

Serkan Ok, çocukluğundan beri babasından (Cemal Ok) kaçan bir çocuk olmuş. Lokantada, çocukken sevdiği tek şey Madam Fischer’in kucağına oturup onun strudel yapışını izlemek. Madam Fischer’i kaybettikten sonra ise onu lokantaya bağlayan hiçbir şey kalmamış. Serkan Ok o zamanlardan şöyle bahsediyor: “Ben hep baba mesleğinden ve lokantadan kaçtım. Bir gün gazetede Moskova’ya öğrenci götürüldüğünün ilanını gördüm. Babama ‘Ben Rusya’ya gidiyorum’ dedim. İzin vermedi tabii. Ben de yatağa uzanıp çarşafı kendime kefen gibi doluyordum ve kapımın kapısını da açık bırakıyordum. Deli numarası yapıp içten içe biraz tehdit ediyordum. O zamanlar bir de güzel sanatlar akademi sınavlarına hazırlanıyordum. Sokaktaki ölü hayvanları alıp eve götürüp resimlerini çiziyordum. En sonunda bu çocuk çıldıracak artık galiba diye düşündü ve ‘Kardeşini de yanına alırsan gidebilirsin’ dedi. Üç sene çizgi film yönetmenliği, sonra da sinema okudum.”

Babama ve semtime bir teşekkür
“Şimdi hayatım boyunca kaçtığım yere geri döndüm ve babam hayattayken burayı tekrar güzel günlerine getirmek istiyorum. Ben Tarlabaşı’nda bir evde doğdum, hastanede bile değil. Çocukluğum burada geçti ve artık bir teşekkür vakti gelmişti. Burası bir teşekkür benim için; hem babama hem de Beyoğlu’na bir teşekkür niyetinde. Gençken adamdan kaçtım kaçtım ama bunlar olmasa biz okuyamayacaktık ve ben böyle bir insan olmayacaktım. Bunun sayesinde büyüdüm.”  

Ne yiyeceğiz?
Madam Fischer’in iskelet mutfağı duruyor; Alman ve Avusturya mutfağı. Yeni olarak, bana göre Türkiye’de biraz eksik olan ya da inanılmaz pahalı olan bir şey eklenmiş; deniz kabuklularının olduğu, biraz İspanya ve biraz Vietnam mutfağı. Paella ve domuz şnitzeli de var. 

Ne dinleyeceğiz?
Yarım kuyruklu bir piyano var. Cuma ve cumartesi günleri burada müzik olacak ama caz ağırlıklı. DJ’ler de olacak ama eller havaya değil tabii ki. Bazen insan bir yere gidiyor ve o gece hemen bitmesin istiyor. “Güzel bir yemekten sonra biraz daha oturmak istiyorsun ama servis kapandı diyorlar. Bu noktada kalkıp başka bir yere gitmek istiyorsun.  Gideceğin yer, hiçbir zaman geride bıraktığın yer kadar iyi hissettirmiyor. Burada yapmak istediğim, geceyi cilalayabileceğimiz bir atmosfer yaratmak. O yüzden üç tane barımız var. Her zaman yemek yemek zorunda değilsiniz. Tek başına gelip bir şeyler içmek de isteyebilir insan.” 

Ne içeceğiz?
Signature kokteyllerden mutlaka denemelisiniz. ‘Fischer kokteyl’, hafif acı sevenler için çok iyi bir tercih. 

Ne kadar?
İki kişi bir kadeh içki eşliğinde yemek yediğinizde yaklaşık 200-250 TL arasında bir hesap ödeyebilirsiniz. 

YAZI: BERNA ABİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here