Çok yakın arkadaşlarınızın eniştelerini dinlemeyin!

0
398

Temennim siz şu an bu satırları okurken, koronavirüsün ülke ve dünya genelinde -ve WhatsApp gruplarında- bir nebze kontrol altına alınabilmiş olması.
HANDE BİRSAY

Genel olarak heyecanlı biri olduğum söylenebilir ama bu tip konularda panikten uzak durmaya gayret ediyorum. “Aman ya bize bir şey olmaz/ Türk genlerine uğramıyormuş/ Taharet musluğu bizi kurtaracak/ Kelle paça yeriz geçer” tadında cahil bir rahatlık değil ama yapılabilecekleri yapıp vesvese halinden uzakta durmak bana en yakın gelen. Ebeveynseniz payınıza düşenler biraz daha fazla olabiliyor.

Korona duasını tekrarlıyoruz

Bu yolda aklıselim hareket etmek isterken önünüze çıkacak en büyük engellerden biri, WhatsApp grupları.

Ben Busenur’un annesi, şu an x hastanede çok sayıda hasta var, ben de inanmıyordum ama durum çok kötü” diye başlayan, “Gıda stoku yapın, bakliyat alırken son kullanma tarihinin en az iki yıl sonra olmasına dikkat edin, ne kadar süreceği belli değil”, “Korona duasını hep birlikte tekrarlıyoruz arkadaşlar” diye devam eden ses kayıtları mutlaka sizin de WhatsApp gruplarınızdan birine ya da birkaçına –aile grubu, özledim grubu, haydi gel içelim grubu, sevimli mantarlar sınıfı veli grubu, ofis ekip grubu, ofis yöneticiler grubu, apartman komşular grubu, site anneleri grubu, yakın arkadaşlar grubu, herhangi bir doğum günü etkinliğinden kalmış ve çıkmayı unuttuysanız beklenmedik anda küllerinden doğan grup, ilkokul arkadaşları grubu, lise arkadaşları grubu, üniversite arkadaşları grubu, çılgın zürafalar eski kreş velileri grubu- aynı anda düşmüştür.

Bu seslerin hepsi de ne hikmetse “yollayan çok yakın bir arkadaşımın ablası/eşimin abisinin çalıştığı hastaneden çok iyi tanıdığım birinin kuzeni yolladı” notuyla yayılıyor. Yani kaynak hep sağlam ve çok yakın. Bir sesin sahibi aynı anda birilerinin görümcesi, kardeşi, eşi, babası, kayınbiraderi ve eltisi olabiliyor. WhatsApp gruplarının pek çoğuna alerjim var ve böyle zamanlarda hepsini sola kaydırıp ‘gruptan çık’ı seçmemek için kendimi çok zor tutuyorum. Çünkü gruptan çıkınca büyük ihtimalle diğer grup üyeleri mitoz bölünmeyle “Ne oldu???” grubu kuracak ve böylelikle bir grubunuz daha olacak. Ardından telefonu bırakıp yapabileceklerime geçiyorum.

Bu tip konularda çocukların kaygı düzeyini artırmadan konuyu yaşlarına göre anlatabilmek önemli. Bunun için önce kendi duygu durumumuzu regüle etmemiz gerekiyor, moda deyişle. Yetişkin ebeveyn rolümüzü idrak edip, önce kendimizi sakince bilimsel bilgiyle güncelleyip, ardından çocukları korkutmadan liderlik ve dayanışma bilinciyle ortak hareket etmek. Peki ama nasıl?

Yerleri yalayınca başka boyuta geçtim!


Benim bir anne olarak bu yolda çok dengeli ve tutarlı bir tutum sergilediğim söylenemez. Oğlumun bağışıklığı yüksek olsun diye bugüne kadar elimden gelen tüm fedakârlıkları yaptım, kendi sınırlarım dahilinde. Fedakârlıktan kastım, sağlıklı beslenme, uyku, hareket vb. gibi konulardaki ebeveyn yükümlülüklerimizi yerine getirdikten sonraki kısmı kapsıyor: Bazı anlarda kalp krizi geçirmeden yaşamıma devam edebilmek.

Anne olmadan önce oldukça titiz sayılabilecek biriydim; oğlum tam olarak suratımın ortasına ilk fışkırtmalı kakasını yapana, ek gıdaya geçtiği dönem salonun tavanından sallanan mercimek köftesi parçasını soranlara huşu içinde gülümseyerek “Ha evet tam çıkmadı, mercimek o, bir şey değil” diye yanıtlayana veya yerdeki plastik oyun matlarının arasında geçen haftaki  içliköftenin kıymasını bulana dek… Son olarak da 2 yaşındayken havaalanında yere yatmış dünyanın 200 küsur ülkesinden gelen mikropların tamamını kokteyl yapmış yeri yalarken sol gözüm önce dev bir şekilde seğirdi, tüm düğmelerime aynı anda basıldı ve başka bir boyuta geçtim. Özetle eskiye göre çok daha iyiyim.

Bazen ‘bağışıklığı güçlensin’ diyerek fazla rahat davranıp bazen de bir anda mikropları hatırlatıp ellerini yıkatmam, kalan vakitte “ellerini yıııı-kaaa-ma-lı-sıııın” nakaratlı şarkılar dinletmem, mikropları anlatan animasyonlar izletmem ve hemen ardından kendisinin “Hastaneye gitmemiz gerekir mi, ameliyat yaparlar mı, hastaneden hiç mi çıkamam anne?” şeklinde giderek vites artıran sorularına deminki deli ben değilmişim gibi olanca sakinliğimle “Olur mu öyle şeeeey, biz önlemimizi alalım bir tanem, güvendeyiz merak etme” demem dışında yaptığımız en faydalı şey, konuyla ilgili kitaplar okumak.

Kolonyamla seri şekilde uzaklaşıyorum!


Çocuk kitapları, çocukların merak, öğrenme dürtülerini besleyip, kendilerini ve dünyayı anlamlandırmalarına aracı olmakla, onlara yeni bir dünyanın kapılarını açmakla kalmıyor sadece. Ebeveynler olarak nasıl anlatacağımızı bilemediğimiz, zorlandığımız konularda bizim de en büyük yardımcımız, hatta bazen imdat butonumuz. Ayrıca yetişkin olmak her şeyi bilmek veya o an hemen yanıt vermiş olmak adına uydurmak/geçiştirmek değil, bazen de “Bunu bir araştırıp sana öyle yanıt vereceğim”, “Bunun için şu kitabı aldım, birlikte öğrenelim mi?” diyebilmek de olmalı. Değil mi?

Bu vesileyle okulöncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar için konuya dair net bilgiler sunan kitaplardan bazılarını paylaşıyor, kolonyamla seri şekilde uzaklaşıyorum.

YAZI: HANDE BİRSAY

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here