Ceylan Ertem’le tartışırız diye düşündüm, mis gibi yemek yedik

0
974
Barış Akpolat ve Ceylan Ertem Veganarsist’te buluştu. Fotoğraf: Mert Arıslan

Veganlar beni bu aralar pek sevmiyor. Çünkü kendim dahil her şeyle dalga geçebiliyor ama bazen dozunu kaçırabiliyorum. Veganlıkla da böyle oldu. İşin aslı, konuyla ilgili kafamda sorular da vardı. Bir bilene danışmak en sağlıklısı dedim ve beş yıldır vegan olan arkadaşım Ceylan Ertem’e gittim. BARIŞ AKPOLAT

Ceylan Ertem’le tanışmamız eskiye dayanıyor. Özellikle 2010’dan sonra yollarımız daha sık kesişti. Ceylan, 22 yaşında vejetaryenliği seçmişti. Son beş yıldır da vegan. Televizyonda bir ineğin kesilme görüntülerini gördükten sonra “Bunu yapamam” diyerek et yemeyi kesmiş. Hayvansal ürünleri tüketmeme kararı aldıktan sonra ahlaki açıdan bir rahatlama hissetmiş hissetmesine fakat vegan ürünlere ulaşması şimdiki kadar kolay olmamış. “O zamanlar vegan bakkal ve marketler yoktu, sadece soya eti vardı. Bugüne kıyasla daha zordu. Et yemeyi kestiğim ilk günlerde sürekli makarna mı yiyeceğiz diye düşünerek korkmuştum. Sonra bakliyat hayatıma daha çok girince rahatladım. Bir gecede eti kesmiş, birkaç hafta içinde de süt ve yumurtadan da vazgeçmiştim. Süt kokusu da rahatsız etmeye başlamıştı. Sadece peynir konusunda bir çekincem vardı” diyor.

[TIKLAYIN- Ceylan Ertem’in İstanbul’daki beş favori vegan mekânı]

Fotoğraf: Mert Arıslan

YAK BÜTÜN FOTOĞRAFLARI!

Geçen ay “Vegan hamburger dediğiniz şey domates ekmekten ibaret” dediğim bir tweet’im veganlardan inanılmaz tepki görmüştü. Ceylan ile arkadaşlığımız eskiye dayansa da son zamanlarda sosyal medyada veganlıkla ilgili yazdıklarım onu da rahatsız etmiş. Hatta beni Facebook’ta arkadaşlıktan çıkarmış, Twitter’da takip etmekten vazgeçmiş. Veganlık konusunda neyi yanlış yaptığımı danışabileceğim bir röportaj için kendisini aradığımda bunlardan habersizdim. Bir yemeğe gidip bu konuları konuşma teklifimden sonra telefonun öbür ucunda “Şimdi elime düştün” dercesine dudak büktüğünü görür gibi oldum. Röportajı Kadıköy’deki vegan restoranı Veganarsist’te yapmaya karar verdik. Mönüde gerçekten ilginç yemekler var. Mesela gastronominin en dip noktalarından biri olan ıslak hamburgerin vegan halini yedik Ceylan’la.

Taksim büfelerinde ıslak hamburger yediğimde vücudumun benden nefret ettiğine inanmış ve 10 yıldır ağzıma sürmemiştim. Fakat vegan ıslak hamburgeri her gün yesem bir sorun yaşamayacağımı biliyorum artık. İnanılmaz doyurucu ve lezzetliydi, gerçek diye bildiğim halinden daha sağlıklı olduğundansa şüphem yok. Gurme değilim ama bezelye proteininden yapılan ıslama köfte de gerçekten hoşuma gitti. Bu arada aslında çok az tüketen biriyim. Yediğim etten daha fazla vegan tokadı yediğim söylenebilir. Ceyl’an, sosyal medyadaki tavırlarım sebebiyle benden soğumuş olsa da onunla kavga etmeden kafamdakileri tartışabileceğimi iyi biliyordum. Kaju fıstığından yapılan naneli ekşi ayranlarımızı bayılarak içerken başlıyorum sormaya.

“Senin veganlarla dalga geçtiğin tweet’lerin altına sana öykünen veya ‘Veganlara çakacak yer bulduk’ diyen onlarca insan yazıyor. Senle bir sorunum yok ama o çanak tuttuğun yorumların sahiplerini görmek istemiyorum.”

Veganların sürekli darlanmasındaki sebep nedir sence? Ya da veganlar neden insanları darlıyor? İsteyen istediğini yesin diyemez miyiz? 

Kendi adıma konuşabilirim. Bazıları “Biz böyle yaratılmadık” diyerek veganlığı yanlış bulurken sen son bir saattir konuşmalarımızdan anladığım kadarıyla daha esneksin. Sen bana “İstersen et yeme” diyebilirsin ama ben bir etik vegan olarak sana “İstersen et ye” diyemem. Bu bana göre “Çin’de isterlerse ömürlerinin sonuna kadar köpek yesinler” demek gibi bir şey. Bunu ahlaki olarak diyemezsin değil mi? Çünkü “Olur mu öyle şey, köpek yemeden de yaşayabilirsin” dersin. Veya kedi köpekleri toplayıp ağzını burnunu kesmenin “İstersen yap” denecek bir yanı olabilir mi?

Sağlık konuşacaksak, ben de 17 yıldır et yemedim, 5 yıldır veganım, ölmediğim gibi çok daha sağlıklıyım. Hayatımda spor yapmadım ama tansiyonum bir sporcununkinden farksız. Sağlık ve çevre faktörleri ortada, pek çok platformda bu konuyla ilgili bir sürü belgesel varken bir vegan, insanların neden et yemeye devam ettiğini anlamıyor olabilir.

Senin veganlarla dalga geçtiğin yorumlarının altına sana öykünen veya “Veganlara çakacak yer bulduk” diyen onlarca insan yazıyor.

Bak, sen benim kaç yıllık arkadaşımsın, seni severim, müzik yazarlığını ve dinleyiciliğini çok beğenirim ama o yorumları gördükten sonra artık takip edemezdim. Ve bu röportaj olmasaydı bile bunları seninle konuşmak istiyordum. Konu seninle olan bir sorunum değil yani.

Sorunun olabilir de bu arada…

Ama yok. Sadece o çanak tuttuğun yorumların sahiplerini görmek istemiyorum.

Vegan olsam hamburger benzeri bir şeyi yememe gerek yokmuş gibi geliyor. ‘Beyond burger / beyond meat’ (Yapay et) olayına gerek var mı? Yani madem et yemiyoruz o zaman neden ete benzer bir şey yemeye çalışalım? 

Bu konuda aynı fikirdeyiz bu arada.

VEGANLAR SİNİRLİ Mİ?

Tanıdığım en mülayim vegan olabilirsin. Veganların sinirli olduğu görüşüne ne diyorsun?

Sen ayda bir kez veganlardan tepki alıyorsan, en yumuşak görünen ben bile et yiyenlerden her an bu tepkileri görüyorum. Koyun fotoğrafı paylaşıyorum, altına “Abi bunu ne güzel çevirirsin” diye yorum geliyor. Bunu şöyle düşün o zaman daha rahat anlayacaksın: Köpeğin Roket’in fotoğrafını paylaşıyorsun ve biri gelip “Bunun bacağını şöyle keserim, budunu şöyle yerim” yazıyor. Ben o koyunu öyle görüyorum. O zaman sinirden elin ayağın titriyor işte.

Et yenen bir masaya oturur musun?

Oturuyorum. Arkadaşlarıma bunun baskısını hiç yapmadım. Bizim ekipte Murat Çopur, Berkant Çelen, Nedim Ruacan ve Adem Gülşen bu yıl vejetaryen oldular. Tur menajerimiz ve gitarist Cenk Erdoğan et yiyor ama masada yanımda değil. Kendisi de istemiyor zaten yanıma oturmak. Bu arada Cenk’i çok severim, zaten sevmesem birlikte müzik yapmam ama vegan olmasını çok isterdim. Asla zorlamam, zorlanacak konu değil bu ama “keşke o da vegan olsa” diye düşünmedim değil hani.

Yanına oturmaması da içmeyenin yanında sigara içmeme nezaketi gibi…

Aynen öyle. Ben kimseyi zorlamıyorum ama arada kitaplar falan alıyorum konuyla ilgili. Mesela Adem Gülşen’in kilo ve tansiyon problemi vardı. Ben de ufaktan bitkisel diyete yönlendirmeye çalışıyordum onu. Adem vegan oldu, tansiyon problemi çözüldü ve 25 kilo verdi.

Et yemek sence ilkel bir davranış mı? Et yiyenlere ikinci sınıf insanmış gibi bakıyor mu vegan dünyası?

İnsan ırkı olarak ahlaki bir evrim geçirdik. Artık eskisi gibi kürk veya hayvan dişlerinden falan takılar yapılmıyor. Kürke yıllardır olumlu bir gözle bakılmıyor. Veganlık da bence böyle bir sürecin içinde. 100 yıl sonra torunlarımızın çocukları falan zamanında et yendiği için şaşıracaklar gibi geliyor bana.

ÖZLEDİĞİN SUCUK DEĞİL BAHARAT

Tantuni bu coğrafyaya has bir yemek olsa da canım hiç çekmez. Ama özellikle normalde ıslak hamburger yemeyen biri olarak bir etik veganın bu talihsiz yiyeceği özlemesi bana garip geliyor. Vegan hali çok daha sağlıklı, kabul ediyorum ama gerek var mı gerçekten?

Bu gibi fast food tarzı yemekler, et yemekten veganlığa geçenlerin geçiş sürecinde daha rahat olmaları açısından önerebileceğim yemekler. “Bakın, orada özleyeceğiniz şeyler var. Bunlar onların yerini tutar” demek gibi. Mesela seninle kaju fıstığından yapılan ayran içtik, ondaki ekşilik hayvansal ayranda aranan ekşi tadın yerine geçer. Bademden veya tahıldan da ayran, yoğurt veya peynir yapabilirsin. Aslında insan, sucuğu veya ıslak hamburgeri değil ondaki baharatı veya sosu özlüyor. Sucuğu bezelye proteininden üretip o baharatı bastığında bir farkı olmuyor. Aynı şekilde lahmacunun gevrekliğini veya köftenin baharatlı tadını ya da üstündeki domates sosunu özlüyorsun. İnsanlar sabahtan akşama kadar kuru fasulyeyle beslenemez. Yani ıslak hamburger deme de domates soslu bezelye proteininden sandviç de istersen. Bunlara bir çeşit alternatif olarak bakmak lazım.

Evcil hayvanın vardı değil mi evde?

Var. 6 kedim ve 3 köpeğim var.

Neyle besliyorsun? Mamaları ne?

Normal mama. Vegan besleyemem onları.

Vegan ürünler çok da ucuz değil, dolayısıyla herkese uygun olmayabilir.Miktar ve fiyat dengesi her keseye göre değil, kabul edelim. Bir öğrenci vegan olabilir mi sence?

Aslında fiyatlar gittikçe ucuzluyor. Eskiden bu kadar çeşit bile yoktu. Eğer alternatif peynir, köfte yemeyip mercimekten köfte falan yapabilecekse bunda bir sorun yok, ucuza halleder. Bütün sebzeleri ve tahılları yediğin anda rahatsın. Ben 2003’ten beri bunu böyle yaptım ve ekonomik olarak hiç zorlanmadım. Zaten olmadığı için marketten vegan peynir alma gibi bir seçenek de yoktu. Buna bir zorluk olarak bakmamak gerekiyor. Bir vegan yoğurt yapmak 10 dakika. Onu yapıp 8 saat bekleyerek peynir de yapabilirsin. Bademden süt yapmak için bademleri benim gibi soymaya üşeniyorsan soyulmuşu da satılıyor. O kadar basit ki. Kısacası özlenen her şeyin bir alternatifi var.

Nasıl yapılıyor badem sütü?

Çiğ bademin kabuklarını soyup, mutfak robotundan geçirip tülbentle sıkarak bademin sütü çıkarılıyor.

Bu kadar mı gerçekten?

Aynen, bu kadarlık bir işlem.

Peki ya içki? Onun da veganı vegan olmayanı var mı?

Açıkçası bilmiyordum ama bir gün vegan şarap hediye edilince böyle bir alternatif olduğunu anladım. Bazen üründe olmasa da koruyucu maddelerde hayvansal birtakım ürünler kullanılabiliyor. Vegan şarabı da böylece keşfetmiş oldum. Mesela Guinness birası da 2016’dan beri veganmış.

Veganlara sorulan en saçma soru nedir?

Sen sormadın bunu ama sanırım “Et yemeyi özlemiyor musun?”

Benim notlarımda vardı ama konuştukça sormaktan vazgeçtim. Muhabbet aktıkça saçma bir soru olduğunu anladım zaten…

İLERİDE NE OLACAĞI BELLİ OLMAZ

Ceylan, ‘Cahille Sohbeti Kestim’ (Kalan/Ada, 2020) diye albüm yapsa da sağ olsun benimle bu konuda muhabbet etmek için karşıma oturmayı kabul etti. Bu konuda cahilim ve yıllar içinde kendi çabalarımla bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Hayvancılık yüzünden doğaya salınan gazların iklim değişikliğini nasıl etkilediğini, sadece hayvan üretimi için ekilen bitkilerin ihtiyacı olan suyun bile doğaya ne kadar zararlı olduğunu araştırarak öğrendim. Keşke bundan 10 yıl önce tartıştığım (o zamanlar daha köşeliydim sanırım) veganlar bana bu sorunları anlatsalardı. Bu röportajı yaptıktan sonra veganlik.org/cevre sayfasına gidip pek çok şey okudum.

Sonuç olarak Ceylan’la konuştuğum sırada anladım ki etik veya çevreci veganlığa çok da uzak değilim. Et yemesem de olur ama rakının yanında sert ve yağlı bir Ezine peynirine hâlâ ihtiyaç duyuyorum. İzmir tulumu aklıma gelince yüzüm gülüyor. Hâlâ çay, simit, eski kaşar ve domatesten oluşan ekip favori dörtlüm. İleride ne olacağı hiç belli olmaz tabii ki. Şimdilik veganları daha iyi anladığım gerçeğiyle idare ediyorum.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here